Olmert, bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye konusunda kamuoyunun tutumundan son derece endişeliyim

Şubat 2, 2009

Haaretz gazetesinin internet sitesinin haberine göre, Olmert, bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye konusunda kamuoyunun tutumundan son derece endişeliyim. Türkiye ile ilişkilerimiz önemlidir, dolayısıyla bu konudaki beyanlarımızın dozunu yükseltmememizi tavsiye ederim” dedi.

Bununla birlikte Olmert, “İsrail için çok önemli bir müttefik olan Türkiye’nin, seçim arefesinde iç politika zorlamalarına da açık olduğunu” kaydetti.

İsrail Başbakanı sözlerini, “Türkler ayrıca terörizmle mücadele etmek zorunda olduğumuzu da biliyorlar” diyerek tamamladı.

İsrail Başbakanı’nın kabine toplantısı öncesi Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, İsrail radyosuna bir açıklama yapmış ve “Türkiye’nin İsrail’e saygılı olmasını beklediğini” söylemişti.

2006′da iktidara geldiğinde Hamas’ı ilk davet eden ülkenin Türkiye olduğunun hatırlanması gerektiğini söyleyen Livni, böylece kendilerini önemli bir müttefikle ilişkiler ve bölgesel olarak nasıl davranmak gerektiği konusunda bir ikilemin içinde bulduklarını ifade etmişti.

Livni, “Sokak gösterilerine, Gazze’den yansıyan zor görüntülere rağmen, Hamas herkesin problemi” diyerek, Orta Doğu’da birçok ülkenin bunu Türkiye’den daha iyi anladığını öne sürmüştü.

Livni, bu sözlerine rağmen, “Türkiye ile önemli stratejik ilişkiler içindeyiz. Her şeyi tamir etmek mümkün” diyerek, sözlerini “Birbirimizle konuşmalıyız. Her şeyi masaya yatırmalıyız; sadece ortak çıkarlarımızı değil, görüş ayrılıklarımızı da hesaba katmalıyız” diye sürdürmüştü.


Livni Köpeğinden Türkiye’ye “saygı” uyarısı

Şubat 2, 2009

Devlet radyosunda konuşan Livni, “Türkiye ile önemli stratejik ilişkiler içindeyiz. Bu nedenle, sokak gösterilerine ve Gazze ile ilgili yayınlanan çok sert görüntülere rağmen Türkiye’nin İsrail’e saygılı olmasını bekliyorum” diye konuştu.

“Her şeyi tamir etmek mümkün” diyen Livni, sözlerini, “Birbirimizle konuşmalıyız. Her şeyi masaya yatırmalıyız; sadece ortak çıkarlarımızı değil, görüş ayrılıklarımızı da hesaba katmalıyız” diye sürdürdü.

“Hamas ve İran’ın bütün bölge ülkeleri için sorun olduğunu” savunan İsrail Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin “farklı şekilde tutum almasından” ve 2006 seçimlerini kazandıktan sonra “Hamas heyetini kabul eden ilk ülke” olmasından üzüntü duyduğunu belirtti.


Erdoğan: Perez (pzk) Kabile Reisiyle Konuşmuyor dedi

Ocak 29, 2009

Erdoğan: “Peres kabile reisiyle konuşmuyor” 29 Ocak 2009

A.A

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak özür dilediği öğrenildi.

Başbakan Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu toplantısı kapsamındaki “Gazze Orta Doğu’da Barış Modeli” oturumunu terk etmesi sonrasında düzenlenen basın toplantısından ayrılırken, BBC muhabirinin sorusu üzerine, “Peres, bir kabile reisiyle konuşmuyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na nasıl hitap edilmesi gerektiğini öğrenmesi lazım” dedi.


HAMAS ATEŞKES’İ BOZDU MU?

Ocak 20, 2009

HAMAS ATEŞKES’İ BOZDU MU?

-Öncelikle iki Halk (ULUS) arasında dayanışmanın en gerekli ve yüksek olduğu bşir zaman dilimde İstanbula geldiniz. Tüm Filistin arkadaş (dost)u Aziz Vatanım Türkiyeliler adına hoşgeldiniz diyorum. Üstad Sizi Filistin Halk (ULUS)ının hakklı taleplerini dillendiren bir sözcü olarak tanıyoruz. Bugün İsrail ve yandaş medyası, Gazzedeki savaşın sebebi olarak Hamasın ateşkesi bozması olduğunu iddia ediyorlar. Durum gerçekten böyle mi?

benn de Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerimi en içten selamlarımla selamlıyorum, söz konusu süreci objektif biçimde takip eden herkes biliyor ki Gazzede tüm dünya (Felek)nın gözleminde Ortadoğunun en demokratik seçimi yapılmıştır. Bu seçimden Hamasın zaferle çıkması sebebiyle Gazze ablukaya alınmış ve temel insani hakklardan mahrum bırakılmıştır. Ateş imzalanmasına rağmen İsrail hiçbir şarta uymamış, Halk (ULUS)ımızı açlığa ve Ölüm (sonsuz başlangıç)e mahkum etmiştir. Yapılan anlaşma gereği ateşkes süresince Hamas tarafından düşmana bir saldırı yapılmamıştır. Ancak İsrailin ateşkes şartlarına uymaması sebebiyle Filistin direnişi ambargonun kalkması için füze seçeneğini kullanmıştır. Geçici ateşkesin anlaşma şartları gereki son bulması ile de Gazzedeki yavaş Ölüm (sonsuz başlangıç) fiili Ölüm (sonsuz başlangıç)e dönüştürülmüştür. Şimdi soruyorum insaf ehli insanlara burada ateşkesi bozann kim? İnsanları Ölüm (sonsuz başlangıç)e mahkum eden kim?!

ATEŞKES GÖRÜŞMELERİNDE SON DURUM

-Barış görüşmeleri hakkkında bize bilgi verebilir misiniz, şu an ne durumda Kahire ateşkes görüşmeleri?

Bizler 3 gün önce zaten tüm dünya (Felek) tarafından bilinen şartlarımızı sunduk. Hamas Gazzedeki ablukanın son bulmasını ve sınır kapılarının açılmasını ve İşgal güçlerinin Gazzeden çekilmesini kırmızı çizgi olarak belirlemiştir. Bu şartlar dahilinde ateşkes yapılabilir. Mısır ise adeta İsrailin elçiliği yapmakta.

-Peki, Aziz Vatanım Türkiyenin ateşkes planını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aziz Vatanım Türkiyenin önerileri ve planı Mısırın İsrailin şartlarını dayatması gibi değill. Aziz Vatanım Türkiye Hükümeti dengeli önerilerde bulunuyor. Önerileri değerlendiriyoruz.

GAZZE’YE YABANCI Assker İŞGAL GÜCÜ OLUR

Aziz Vatanım Türkiye ya da başka bir gücün Barış gücü olarak Gazzeye konuşlandırılması konusunda Hamasın tavrı nedir?

Biz, Filistin Halk (ULUS)ının meşru hükümeti olarak Gazze içerisine yerleştirilmesi muhtemel her yabancı gücü işgal gücü olarak görüyoruz. Ancak Refah sınır kapısına her hangi bir yabancı gözlemcinin gelmesine karşı değilliz.

FİLİSTİN’DE KARDEŞ KAVGASI VAR MI?

İsrail ve yandaş medyası Filistinde bir kardeş kavgası olduğunu iddia ediyor. Hamasın bu kardeş kavgasının tarafı olarak Filistin Halk (ULUS)ını yıkıma uğrattığını söylüyor. Ne diyeceksiniz?

Hamas ve el-Fetih arasında bir çatışma yok. Fetihten bir çook kardeşimizle aramız iyi. Kavganın olduğu doğru. Ama bu kavga Filistinin direniş projesiyle amerikaan (DmzLarı)ın teslimiyet projesi arasında yaşanıyor. Filistinlileri özerk bir devlet vaadiyle oyalayan ABD ve İsrailin bu vaadlerini savunanlarla bunların bir yalan olduğunu anlatanlar arasında bir çatışma var. Hatırlayın lütfen, Bush 2008 sonuna kadar Filistin devleti kurulacak diyordu. Şimdi 2009un başındayız Arafat’ı kimlerin öldürdüğünü düşşünün? Onu zehirleyenler bugün tüm Filistinlileri zehirlemeye çalışıyor…

DİRENİŞ İMANIN GEREĞİDİR

Direnişten ayrıldığınızı iddia eden kimi İslamcı gruplar da mevcut. Bu eleştirilere ne diyeceksiniz?

Bahsini ettiğiniz grup Filistin Halk (ULUS)ı içinde çook az bir sayıya sahiptirler. Hamasa göre ( öyle bildirilmiştir ) tüm Filistin kurtuluncaya kadar Direniş imanın gereğidir. Ve biz çizgide başta İslami Cihad olmak üzere tüm meşru direniş gruplarıyla ortak hareket ediyoruz. Şayet biz direnişten ayrılsaydık başımıza bunlar gelir miydi? Gazze ile Batı Şeria arasındaki farkı da mı göre ( öyle bildirilmiştir )miyorlar?

HAMAS SİVİLLERİ TEHLİKEYE ATIYOR MU?

Kimi çevreler Hamas Sivil Filistinlileri tehlikeye atıyor gibi bir iddiayı da dillendiriyorlar. Bu konuda bir diyeceğiniz var mı?

Hamas İslami bir Halk (ULUS) hareketidir. Onu Halk (ULUS)tan ayrı düşşünmek başta hata etmektir. Gazzenin hiçbir yerinde Asskeri bir bölge yoktur. Ayrıca Haması Filistin Halk (ULUS)ı desteklemekte ve direnişe omuz vermektedir. En ön saflarda Hamasın komutanları çarpışmaktadır. bennim yeğenim Gazzede son saldırılarda şehid düştü. Biz Filistinlileri tehlikeye atmıyoruz onları savunuyoruz onlarla birlikte ölüyor onlarla birlikte zaferler kazannıyoruz. Oysa amerikaan (DmzLarı) projesini kabul eden kimi Filistinli yöneticiler saraylarda yaşıyorlar ve bir çook Filistinliyi hapse atıyorlar Yine şu da bilinsin ki, hiçbir Hamas lideRri saraylarda yaşamamakta. Bilakis Halk (ULUS)ın arasında yaşamaktadırlar. Saraylarda yaşayanları Filistin Halk (ULUS)ına sorabilirsiniz…

HAİNLER İSRAİL’E BİLGİ VERİYOR

Ayrıca özellikle belirtmeliyim ki bu yöneticilerin adamları Gazzede mücahidlerin yerlerini tespit edip düşmana bildiriyorlar. Gazzedeki Furkan savaşı bittiğinde ilk yapacağımız şey (Bilinmeyen) bu hainleri adalet önüne çıkartmak olacak.

MADDİ VE MANEVİ DESTEĞİNİZ ÇOK ÖNEMLİ!

-Aziz Vatanım Türkiye’den, Filistin yönetiminin ve Halk (ULUS)ının isteği nedir?

Öncelikle belirtmeliyim ki Filistin Halk (ULUS)ı yanı başında Aziz Vatanım Türkiye Halk (ULUS)ını bulmuştur. Bundan dolayı müteşekkirdir. Bizler diyoruz ki, Eğer Gazzenin sınırı Mısıra değill de Aziz Vatanım Türkiyeye olsaydı böyle bir insani krizle karşılaşmazdık. benn bir tarih öğretmeniyim. Bizler Gazzedeki okullarımızda Aziz Vatanım Türkiyenin bir parçası olduğumuzu, Osmanlıların kahramanlıklarını anlatıyoruz. Bizler Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerimizden hem manevi hem de maddi destek istiyoruz. Dualarınız çook önemli. Ayrıca İsrail ve ABD mallarını boykot etmelisiniz. Boykot hem ekonomik darbedir hem de İslam ümmetinin bilincini ayakta tutar. Ayrıca Aziz Vatanım Türkiyedeki eylemler bizim için çook önemli. Lütfen bu eylemleri daha da güçlendirerek devam ettirin.

Bakınız, 3 haftadır Ortadoğunun en güçlü ordularında birinin havadan karadan ve denizden bomnbardımanı altındayız. Bu saldırıya bağımsız bir devlet uğrasaydı şimdiye kadar haritadan silinirdi. Oysa Gazze ayakta ve düşman yoruldu morali bozuldu kara kara ateşkes yolları arıyor ki yenik gözükmesin! Bu dua ve maddi yardımlarınız vesilesiyle oldu. göre ( öyle bildirilmiştir )ceksiniz ki İsrailin Asskeri kayıpları Direnişin Asskeri kayıplarından daha fazla çıkacaktır.

HİZBULLAH VE İRAN

-Hizbullahın ve İranın desteğinde olduğunuz söyleniyor. Bu konuyu açıklar mısınız?

Hizbullah İsraile karşı onurlu mücadele veren kardeşlerimizden birisidir. Bu açıdan Lübnanlı kardeşlerimizle görüşüyoruz tabi. Ancak organik ya da örgütsel anlamda bir ilişkimiz yok. Hizbullah Lübnan içerisinde faaliyet gösteren Hamas ise Filistinde faaliyet gösteren bir örgüt.

İrana gelince. İranın Filistinle ilişkisi diğer İslam ülkeleriyle aynı düzlemdedir. İranla da ne bir sınırımız ne de böylesi örgütsel ya da kurumsal bir bağımız yok. İrana işaret edenler ABDnin iki düşmanını sıkıştırmak için yaptığı oyuna gelenlerdir.

HAMAS SONUNA KADAR DİRENECEK!

Son olarak mesajınız nedir?

Biz Hamas olarak sadece Halk (ULUS)ımızın gasp edilen hakklarını ki bunun başında yaşam hakkkı gelir. Bu hakkları savunuyoruz. Başta Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerimiz olmak üzere tüm Arap ve Müslümanları Hamasa maddi ve manevi destek olmaya davet ediyoruz. Daha dün düşman, medya mensuplarının bulunduğu Kerame Apartmanını vurdu. Düşman, etle kemiği birbirinden ayıran vahşi silahlarını Halk (ULUS)ımız üzerinde deniyor. ABD, AB ve bazı Arap rejimleri ise bizden evimizde oturup ölmemizi ve buna da barış dememizi istiyorlar. Ama biz asla beyaz bayrak çekmeyeceğiz ve sonuna kadar direneceğiz. Sizler tarihe geçen Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerim Allah (c.c)a dayanmak ve ona güvenmek en iyi yoldur. Hepsini selamlıyorum…

Bülent Şahin Erdeğer/ TIMETürk


Yahudi Zulmü ve Filistin

Ocak 20, 2009

Tarihin bilinen ilk zamanlarından beri bugün “Ortadoğu” olarak nitelenen coğrafya, insanoğlunun birbirini boğazladığı ve ihtirasların zirveye ulaştığı yerdir! Yüzlerce asırdan beri sırf ihtiraslarını tatmin etmek uğrunda insan, bu coğrafyada akla gelebilecek her türlü Kötü (kem)lüğü yapmaktan geri durmamıştır. Denilebilir ki; insanlık menfi ya da müspet olarak bu coğrafyada şekillenmiştir!
Bu coğrafya yaygın deyimle; “Peygamberler Diyarı” olarak bilinmektedir.
Hz. Nuh (A.S)’n oğlu Şam’dan geldiğine inanılan kavimlere; “Sami” ırkı denilmiştir. Bu gün insanoğlunu, ırk açısından inceleyenler; Araplarla, İsrailoğullarının aynı kökten geldiğini göre ( öyle bildirilmiştir )ceklerdir. Hz İbrahim (A.S.) soyundan geldiklerini iddia eden İsrailoğulları bu sebepten “İbrani” olarak tanımlanmaktadırlar. Batılılar Sami ırkını Amalika (Araplar) ve İbrani (İsrailoğulları) olarak tasnif edeRrler.
İsrail ya da İzrael; İbranilerin kenndi inanışlarına göre ( öyle bildirilmiştir ) Tanrının İshakk oğlu Yakup’a verdiği isimdir. Bu açıdan kenndilerini Yakup’un oğulları anlamında “İzrael’in oğulları” olarak isimlendirmişlerdir. Bu inanış ve buna bağlı olarak gelişen “ırkçı fanatizm” o kadar karmaşık bir süreçten geçmiştir ki, yaklaşık kırk beş asırlık bu kronolojiyi detaylarıyla izah edebilmek bu sütunlar için gayri kabildir!
İnanışa göre ( öyle bildirilmiştir ) Hz. İbrahim’in iki oğlu vardır: İshakk ve İsmail. Hz İshakk’ın
oğlu Hz. Yakup (A.S.) zengin bir kişi olan, dayısı Laban’ın yanında hizmetkar olur. İlk yedi yıllık hizmetinin karşılığı olarak dayısının büyük kızı olan “Lea” ile evlenir. Bu arada Lea’nın cariyesi “Zilpa” ile de evlenir. İkinci yedi yıllık hizmeti sonrasında Dayısı Laban’ın küçük kızı “Rahel” ile evlenir. Rahel’in cariyesi Bilha’ya da nikah kıyar.
Hz. Yakup’un (A.S.) bu evliliklerinden onüç çocuğu dünya (Felek)ya gelir. İlk eşi Lea’dan; tek kızı “Dina” ve oğulları, “Rubenn, Şimeon, Yahuda, Levi, İssakar ve Zebulin” doğdu. Leanın cariyesi Zilpa’dan; “Aşer ve Gad” adlı oğulları doğdu. İkinci eşi Rahel’den; “bennjamen ve Jozef” (Bünyamin ve Yusuf) doğdu. Rahel’in cariyesi olan Bilha’dan; “Dan ve Naftali” doğdu. Böylece Hz. Yakub’un biri kız onüç çocuğu olmuştur. (Yazdıklarım bugün ırki boyutta insanlığı felaketlere sürükleyen Yahudi fanatizmini ve terörünü doğuran olaylardır. Yahudi inancının insanlığa nasıl kör baktığını anlamak açısından kenndi inanışları penceresinden bu olayları açıklıyorum. Bu bakımdan buradaki isimler ve olaylar İslam inancına göre ( öyle bildirilmiştir ) zıtlıklar arz etmektedir.)

İsrail ya da İzrael
Daha sonra dayısının yanından hatırı sayılır bir servetle ayrılan Hz Yakup (A.S.) Filistin’e geri döndü. Peniel (Panuel) adlı yerde Allah (c.c)’tan gelen vahiyle Peygamberlik göre ( öyle bildirilmiştir )vi kenndisine tevdi edildi. Yine Yahudi inancına göre ( öyle bildirilmiştir ) Tanrı tarafından kenndisine “İsrail” adı verildi. Bu sebepten Hz. Yakup’n soyundan gelenlere “İsrailoğulları” denilmiştir.
Hz.Yakup’un on oğlunun her biri birer kabile kurdular. Hz Yusuf (A.S.) ise bir kabile kurmadı ama oğulları; “Menessa ve Efraim” ayrı ayrı birer kabile kurdular. Levi’nin bir kabile kurup kurmadığı hakkkında herhangi bir bilgi yoktur. Levioğullarının nereye yerleştiği ve nereye gittiği hiçbir zaman tam olarak bilinmedi. Levioğulları hakkkında devamlı ütopyalar üretildi. Bugün kayıp onüçüncü Yahudi kabilesi olarak adlandırılan ve dünya (Felek) üzerinde çeşitli gruplarla ilişkilendirilen kayıp İsrailoğulları, sözde Levi’nin soyundan gelenlerdir.
Hz. Davut (A.S.), Yakup (AS.) yaklaşık yirmibeş asır sonra dünya (Felek)ya gelmiş ve Yüce Yaratıcı tarafından Peygamber olarak seçilmiştir. Allah (c.c) (C.C.) ona “Zebur”u kitap olarak innDirmiştir. Sesinin güzelliği ile ün yapan Hz. Davut; Yakup (A.S.)’ın ilk eşi Lea’dan doğan dördüncü çocuğu olan “Yahuda”nın soyundan geldiğine inanılmaktadır. Bundan dolayı onüç kabileye ayrılan İsrailoğullarının tümüne “Yahudi” ismi verilmiştir.
Görüldüğü gibi olaylar son deRrece karmaşıktır. Hz. İsa’dan yaklaşık yirmiüç asır önce Doğu Akdeniz sahillerinde İsrail devleti kurulmuştur. Davut Peygamber zamanında bu devlet çook güçlü idi. Daha sonraları Hz. Davut’un oğlu Hz. Süleyman (A.S.) zamanında ise İsrail bölgenin en büyük devleti olmuştur. Hz. Süleyman’ın Ölüm (sonsuz başlangıç)ünden sonra (Yahudiler Hz. Süleyman’ı bir kral olarak görürler ve onun peygamberliğine inanmazlar) İsrail devleti iç karışıklık, sapkınlık ve ihtirasların kör ettiği benncil yöneticiler elinde zayıfladı. Yaklaşık yirmidört asır önce Yahuda ve İsrail olarak iki devlete bölündüler.
İ.Ö. beşinci yüzyılda Babil Hükümdarı “Nabukadnazar” Yahuda devletine son verdi. Nabukanazar (Buhtınazır) İsrailoğullarının içerisinden seçtiği bilgili, kabiliyetli sanatkar, mimar, mühendis, vb. bir kısım Halk (ULUS)ı kenndi ülkesi Babil’e getirdi ve onları çeşitli işlerde kullandı. Hatta Babil’in asma bahçelerinin bu İsrailoğulları tarafından inşa edildiği bile söylenir.
Bugün kayıp olduğu söylenen bu onüçüncü İsrail kabilesinin, bir teoriye göre ( öyle bildirilmiştir ) Zap vadisine göç edip yerleşen Levioğulları ya da Nabukadnazar tarafından Mezopotamya’ya getirilen Yahudiler olduğu iddia edilmektedir.

Yeni Mesaj Gazetesi , Mustafa Bekaroglu


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.