Türkiyede 36 milyon internet kullanıcısı mevcut

Haziran 1, 2009

“Gidecek Yermi Arıyorsun Hemşerim”
Başlığı altında siz ne beklerdiniz bilmem, ben günümüz internet teknolojisinin Türkiyede nasıl kullanılmaya çalışıldığından birazda olsa bahsetmek istiyorum dilimin de kıvrıldığı kadarıyla..
İnternet teknolojisi Türkiyeye öncelikle iş amaçlı ve kültür(eğitim) amaçlı yerleşime başladı. Tabi yaşlıca olanlarınız bu tarihleri çokda iyi hatırlıyorlardır. iyice gelişime uğrayan internet teknolojisi her eve Bilgisayar kampanyalarının ardından son yıllarda HER EVE İNTERNET kampanyalarıyla hemen hemen her eve girecek kadar oldu. Rakkamlarla ifade etmeye kalkar isek Türkiyede 36 milyon internet kullanıcısı mevcut. Bunların %90 ı her akşam interneti kullanıyor.. Hiç düşündünüz ? sadece Türk devleti olarak interneti ne amaçlı ve hangi Konularda kullanıyoruz ? Şöyle karşınıza bilgisayarı alıp bir kaç saat konuşmanızada gerek yok.. bir kaç dakka mukayese ederek; “- Ben seni neden Aldım(aldırdım), ne amaçlı kullanmayı hedefledim, şu anda nasıl kullanıyorum ?”
Çok çarpıcı bulguları görebilmeniz hayal kırıklıklarınada sebeb olsa, biz bu mereti iyi yada kötü, bilinçli veya bilinçsiz kullanıyoruz kullanacağızda..

Türkiyede bir kısım insanların kullandığı Grup kurulan siteler bazında tekelin olmaması sizce ne kadar iyi veya ne kadar sorun çıkartıcı bir durum ? Bakıyorsunuz bazı gruplaşma sitelerinde amaç, yol, düzen ve BAŞ oluşumları işin başında çok güzel ve yerli yerinde giderken, hangi nedenler birrinden birine çelme takıp diğer etkenleride (amaç, yol, düzen ve BAŞ) sırasıyla deviriyor ?
Arkadaşlık ortamları, Kardeşlik davaları (hikaye hepsi), toplu eylemler, giderek büyüyen sorunları kendi aralarında saçmada olsa sorun türetmeler ve mutluluk ifadeleri (Hiç olmazsa mutlu olabiliyoruz), oluşan hatanın giderilmesi için çareler gibi insanlarımızın aç olduğu ortamlar oluşturmak gerçekden gurur verici aslında, hele hele bizim milletimizin dert anlama stilinde.
Sorunu olan birisi ,derdini kardeşine veya diğer arkadaşına, yanında bulunanlara paylaşmaya kalktığı zaman alacağı cevaplar iç açıcı olmadığı zaman vayyy oranın haline..! Bir sorununu Paylaştığı zaman eğer sorumlu kişi sorunu da göremezse , Vay dertlimin derdine :) Herşey un ufak, çanak çömlek paramparça, alıyorum çantamı ve bu mekanı terkediyorum..! Hani derlerya enson Tv kanallarını değiştirirken yılmaz Erdoğan abimizin programında izlemiştim; “- ÇOK TA TIN.!” geride bırakılanlar zaten yok ise giden çok rahat gider ardına bile bakmaz arkadaş. Arkadaşlık kardeşlik davalarını bizim milletimiz bu kadar güzel gütmesine rağmen, kendimizi anlatırken beş paralık şevkatimiz ve kardeş-arkadaş değerimiz yokmu dememiz lazım ? Bu kadar basit olmayalım inş. Bunlar internet teknolojilerinin bizleri aldattığı sanal alemde, günceme taşıdığımız estanteneler. Bu kadar basit durumları güncelliğe taşımayalım. KArşında muhattabın bir veled de olabilir bir paşabeyi bunlar hiçkimseyi ilgilendirmediği gibi güzel sözler kadar lakayit sözlerinde arkasında durmasını becermemiz lazım.

Gündelik bir sorununuzu kendi aranızda paylaştığınız gibi buralardada paylaşıyoruz ama buradaki sorunu gündeme taşırsak sizce ne kadar ileri görüşlü ve zeki olabiliriz soruyorum size.. Aklımızı en doğru şekilde kullananlardan olalım inş.

Murat Aydemir.


Flash Flash..! Şampuan Kansere Neden oluyor.!

Nisan 5, 2009

Dünyaca Önlü şampuan Firması Johnson & Johnson’ın Kşmyasallarından Kanserojen madde olduğu bildirildi.

Ve bu şampuan hala raflarda satılıyor..!

Abd araştırma Campaign for Safe Cosmetics laboratuvarında yapılan incelemelerde az miktarda (1,4) Dioksin bulunduğu bildirildi

Çinli Bir radyodan duyrulan bildirgede Bu şampuanın yasaklanması gerekdiği ve raflardan kaldırılması insan sağlığına zararının büyük ölçüde olacağı söylenmiştir.

Formaldehitin marka şampuanın Japonya ve İsveç’te bebek ürünlerinde kullanılması yasak. 1,4 dioksin de Avrupa Birliği’nde yasak.


8 Mart Dünya Kadınlar Günü [ Tarihcesi, Olayları, Yaşananları, Kutlaması, Eğlencesi,]

Şubat 15, 2009

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984′ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya başlandı. ( Keşke Başlamasaydık )

Dünya Kadınlar Gününün Kısaca Tarihcesi.
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
Katılanların da gözleri sanki Yaş yerine kan aktı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. Vatana Millete Hayırlı uğurlu olsun inş.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921′de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960′lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler’in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığının yazılmamıştır[1].
Bizde Onların Anısına Yapmayacağız sanırım.

Kadına karşı şiddet ve 2007 itibariyle dünyadan veriler [değiştir]

“Kadınlara ve kız çocuklara karşı şiddetin dokunulmazlığına son”
BM’nin güne özel logosu.
Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur.
Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır.
Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyar dolardır.
Küresel olarak, on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar, kanser, sıtma, trafik kazaları ve savaşlardan daha ziyade, erkek şiddetinin sonucu hayatını kaybetmekte veya sakatlanmaktadır.
En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle, suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.
Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir (kadın sünneti). Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğudur.
Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir.
Araştırmalar, kadına karşı şiddet ile HIV virüsü arasında yükselen bağlantıyı göstermekte ve HIV bulaşmış kadınların daha fazla şiddete maruz kaldıklarını, şiddet kurbanlarının da HIV bulaşma risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

Dünya KAdınlar Hakkında Yazacaklarım Bu kadar. ASlında Kaynakcaları da Göstermek isterim Lakin vikipedia Güzel Güzel göstermiş zaten izde merak edersniz bu yazının kaynaklarına nerelerden alıntı yapıldığına tek tek bakabilirisiniz.
Kaynak: Vikipedia

Düzenleyen : YasamKadin

Başlık :8 Mart Dünya Kadınlar Günü [ Tarihcesi, Olayları, Yaşananları, Kutlaması, Eğlencesi,]


Satanizm ve Çeşitleri Aman Dikkat edelim

Şubat 8, 2009

Satanizm; ve Çeşitleri

Satanizm

ModeRrnizmle beraber sosyal organizasyonlarda önemli değişiklikler olmuştur. En başta aile, Akraba (Eş Dost)lık, yaş grupları eski fonksiyonlarını yitirmiş, bunun yerine kazannılan statüler ön palana çıkmış ve Akraba (Eş Dost)lığın yerini uzmanlaşmış teşekküller almıştır.
Satanizm’in Tanımı:

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Satanizm, başlangıç itibariyle ortaçağ büyücülerine ve Hıristiyanlık’tan uzaklaşan ayrılıkcı gruplara (heretiklere) kadar dayandırılmış bulunan ve 19. Asrın sonlarında Amerika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkan ve günümüze kadar düzensiz olarak da olsa devam ettirilmiş olan bir inanç ve uygulamadır.
Ahmet Güç, belki de Türkçe olarak yapılmış en geniş araştırma olan eserinde, çeşitli kaynaklardan Satanizmle ilgili şu tanımları zikretmektedir.
Satanizm: “Şeytan’a, diğer bir ifadeyle Yahudi-Hıristiyan geleneği tarafından Tanrı’nın tam karşısında mutlak Kötü (kem)Iük veya mutlak Kötü (kem)lüğün temsilcisi olarak tecessüm ettirilen şahsiyet veya prensibe ibadet etmek demektİr. Aynı zamanda bu ibadet; Yahudi-Hıristiyan dini tahakkkümüne karşı bir başkaldırı hareketi olarak da tanımlanmaktadır.”
“Satanizm; Katolik Hıristiyanlarına karşı aşırı isyankar gruplar tarafından değişik zamanlarda uygulanmış olduğu söylenen, Şeytan’a tanrı diye tapınma faaliyetidir.”

“Satanizm; Şeytanî tasarruf veya uygulama; Şeytan’a ibadet ve özellikle Hıristiyan ayininin alaylı bir tarzda kutlanışıdır.”

“Satanizm; netice itibariyle insanı özgürleştirmek; onun Hayatt, zevk ve mutlak özgürlük arzusunu tatmin etmek amacıyla Tanrı’ya başkaldırma cesaretine sahip Melek olarak Lusifer’e tapınılmış olan, Hıristiyanlık içindeki bir sapkınlıktır”(1)
Genel olarak yapılan bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere Satanizm; karakter (nitelik)istik olarak bİr protesto hareketi şeklinde, şey (Bilinmeyen)tanın en önemli özelliği olan muhalefet ve başkaldırıyı esas alarak özellikle Hıristiyanlığa ve genel olarak da dine ve dînî olan her şey (Bilinmeyen)e karşı çıkan bir reaksiyon olarak karşımıza çıkmaktadır.

Geleneksel Satanizm:

Ülkemiz gündemine, son yıllardaki bir takım hadiselerle gelen Satanizm akımının, bugünkü gençler üzerindeki merak ve tesirini anlamak açısından, daha ziyade önem taşıyan modeRrn Satanizmdir. Ancak Satanizmin bu dönem anlayışını daha iyi kavramak açısından, temellerini oluşturan geleneksel anlayışa da temas etmek yararlı olacaktır. Genel olarak ifade etmek gerekirse geleneksel Satanizm; Hıristiyanlığın Şeytan anlayışını, Hıristiyan ahlak ve felsefesini, Hıristiyanlığın Hayatt ve dünya (Felek) görüşünü baz alan ve fakat tamamen Hıristiyanlık karşıtı bir görüş ve düşşünceye sahip bulunan bir grubun temsil ettiği Satanist anlayıştır.(2)
Geleneksel Satanizmde yedi basamaklı bir sistem söz konusu olup, bunun ilki kişinin önce “BIack Mass” gibi Satanist törenlere katılması ve daha sonra ise Satanist bir grup meydana getirmesi şeklinde olur. Ayinler, büyüsel gruplar ve belirli sinistler (Kötü (kem), karanlık) göre ( öyle bildirilmiştir )vleri üstlenme yolu ile Kötü (kem)lüğün doğrudan tecrübelerini gerektiren bu yolun ilk safhalarından sonra birey daha da ilerler. Bu tür ilk göre ( öyle bildirilmiştir )vlerden birini söylemek gerekirse, bu, insan kurbanını veya şey (Bilinmeyen)tana kurban sunmayı gerektirir. Daha sonraki safhalarda ise kişi, uzun yıllar isteyen birtakım denemelerden geçilir ve yedi basamaklı bu denemeler sonunda gerçek bir üstat olmaya hakk kazannır.(3)

ModeRrn Satanizm:

“LaVeyan Satanizm” diye de adlandırılan modeRrn Satanizm, Anton Szanndor LaVey tarafından kurulan ve organize bir teşkilat haline getirilen Satanist grubun adıdır.

LaVey 1966′da San Fransisko’da “Şeytan’ın Kilisesi’ni (The Church of Satan) kurmuş ve onun başrahibi olmuştur. LaVey, organize faaliyetlerinin çoğunu kilise mensupları dışındakilere çevirmiş ve kitaplar yazmaya başlamıştır. İşte bu tür faaliyetlerinin bir sonucu olarak “The Satanic Bible (Şeytan’ın Kutsal Kitabı)” 1969 yayınlanmış, onu 1972′de “The Satanic Rituals (Satanist Ayinler)” takip etmiştir. Üçüncü kitabı ‘”The compleat Witch” ise Avrupa’da basılmıştır.(4)
LaVey’in kurucusu olduğu bu Satanist grubun temel hedefi, özel olarak Hıristiyanlığa fakat genel olarak bütün dinlere karşı “alternatif bir din” oluşturmaktır. Bu günkü Satanist anlayışla ilgili İnternettte, İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanmış bir çook yayına ve siteye rastlamak mümkün. Araştırmanın baş kısmında da, ülkemizde Satanizmi gündeme getiren hadiseleri zikredeRrkenn, bu gençlerin genellikle İnternettteki Satanist yayınlarla ilgilendikleri ve bu siteleri sürekli ziyaret (hal tavır sorgusu) ettiklerine dair Yeni Haberleri aktarmıştık. Hem bu yayınlara bir örnek teşkil etmesi açısından, hem de kenndi ifadeleriyle satanizmi nasıl algıladıklarını anlamak açısından, LordSATAN takma ismiyle bir Satanistin hazırlamış olduğu yazıyı olduğu gibi veriyoruz:

“Şu anda kenndime yer vermek istemiyorum. Önemli olan diğer bilgileri bir an önce bitirebilmek ve sizlere satanizm’i açıklamak. Ama belli başlı bilinmesi gerekenn yönlerini. Özel kısımları açıklanmayacak. Ayinlere yer vermiyeceğim. Yüzeysel olarak zaten basın siziin gözünüzü boyuyor. Bizler bebek kurban etmeyiz maalesef… Ama şunu da söylemek gerekir her dinde tanrıya bir kurban verilir bizim kurban ettiğimiz varlıklar oğlak burcunun yaratıklarıdır…
İnsanların inançları özgürdür ve buna kimse karışamaz. Sonuçta benn neye inanmak istiyorsam ona inanırım ve gerekirse de taparım. Çok kısa bir zamanda diğer eksikliklerimi de halledeceğim ve sizlere bir kaynak sunmaya çalışacağım.”

Satanizm nedir? Ve Ekoller:
Webster’s Encyclopedic Unabridged Dictionary of the English Language sözlüğüne baktığımızda, şu cümleleri okuruz; “Şeytan’a ve şey (Bilinmeyen)tanî güçlere tapmak -Hıristiyan ayinlerinin dönüştürülerek Şeytan’a tapılması- Şeytani tavırlar ve Eylemler”
Bu yeterli bir açıklama değilldir. Hiçbir özetleme veya komprime tanımlama Satanizm’i açıklayamaz. Çünkü tüm doktrinler ve kutsal metinler genellikle Satanistler tarafından reddilmektedir. Ancak Satanistler, kenndilerini tanımlayabilirler ama bunu yaparkenn paylaşma oranları çook küçüktür. Tarihin deRrinliklerinde, gerçek veya imajinatif Satanizmin geleneksel düşmanının Hıristiyanlık olduğu görülür. Şimdilerde ise, Satanistler daha ılımlıdırlar ve düzene daha çook insan hakkları ve özgürlük çizgisinde karşı çıkarlar. Buna bir anlamda; liberalizm de denilebilir, birçook Satanist liberal çizgide parti ve deRrnek üyesidirler. Ama sonuç olarak sözlük anlamında olduğu gibi, tüm Satanistler ve Satanizm “Şeytan” karakter (nitelik)ini taşırlar ve sergilerler. Geçerli ahlak kurallarına karşı çıkmaları, kenndilerine aşırı güvenleri, isyanları ve düzene zıtlıkları bu görüşü kanıtlar. Tüm inanç sistemlerinde olduğu gibi, Satanik gruplar da çeşitlidir. Faklılıklar ya da akımlar günümüzdeki birçook sosyal etkiden kaynaklanır;

Dabbler: Daha çook bu yola eğlence için sapanlar; ciddi bir amaçları yoktur. Bu Bulunduğu Kategoriye daha çook gençler girerler.

Şeytan Kilisesi: Anton LaVey’in öğretisine göre ( öyle bildirilmiştir ) kurulmuş ve çalışmaktadır. Bireyselliğe, egonun tatmin edilmesine, öz güvene ve Nietzche tarzı üstün insana inanırlar. Bu gruplar majiyi dünya (Felek)sal güç için araç olarak kullanırlar. Şeytan’ı insanlığın ardındaki itici güç olarak kabul edeRrler.
Gnostikler: iki gruba ayrılırlar;

-Promethean Gnostikleri: Edebî Şeytan’a inanırlar ama dünya (Felek)yı yaratan “Jehovah”ın Kötü (kem) bir ilah olduğunu kabul edeRrler. Şeytan “Işığı Getiren” dir. Bu çook eski veya mitolojik tanımlama. Anadolu’daki Yezidiler’de ve Ophitler’de de görülür.

-Karanlık Gnostikler: Doğanın karanlık güçlerine inanırlar. Geçici ve kaprisli bir tanrıya inanırlar, birçook batılıya göre ( öyle bildirilmiştir ) bu Kötü (kem) güçtür. Burada, bazı tarihsel Hristiyan akideleri görülür; örneğin Hindû ilahı Kali’ye tapanlar da bu grubun içindedir.

İkincil Satanistler; Hrıstiyanlığa karşıdırlar. Çoğu Satanist tanımlamasını ve kimliğini kabul etmez; kuşkucudurlar ve sabit inançların tümünden kaçarlar. Bazı Voodoo inançları Orta Çağ türü Cadıcılık ve Tantrik Budizm’in bazı formları bu Bulunduğu Kategoriye girerler.

Cehennem Kulüpleri: 18. Yüzyıl’dan kalma bir ekol. Ekolün kurucusu Wharton Dükü’dür. İçlerinde, Sir Françis Dashwood, bennjamin Franklin ve İngiliz asili Earl of Sandwich’in adlarının geçtiği bu özel kulüp, gizli ayinlerinin yanısıra, politik entrikaların, hizipleşmelerin ve okkült eylemlerin merkezi olarak bilinir. Günümüzde New York ve Londra’da halâ yaşamaktadır.

Romanlik/Promethean Satanistler: Sadece edebidirler. İzledikleri önemli isimler Wiliam Blake, Charles Baudelaire, Maupertin. Lautremont and Gabriele D’Anmunzio’dur.

Sol El Yolu Paganları: Daha çook küçük gruplar halinde Avrupa’da görülürler ve bazıları Satanist olarak tanımlanır. İki ana grup dikkat çeker; “Fraternity of BaeldeRr” ve “OrdeRr of Nine Angles-ONA” Bu gruplar gelenekçidirler ve antik kaynaklara saygı gösterirler, daha keskin ve katı, yaklaşımları vardır.

Satanism Destructive Task Force: Temel olarak Satan Kilisesinin öğretilerini uygular (majikal güç) ama eski Pagan inanışlarına da saygı gösterirler. Voodoo ve diğer büyü kolları ile yakından ilgilidirler. Kurucu: Lord Satan.

Arthur Desmond ve World Deniad Org.

Crowley’ler.

OrdeRr the Evil Eye. 12- Luciferian Light Group.
Copyright (c) 1999 Satanizm Destructive, Task Force

Kaynak: Diyanet Aylık deRrgisi, mayııs, 2001
1- Güç, Ahmet, Satanizm, İst.,1999, s. 47-48.
2- a.g.e., 119.
3- bkz., a.g.e., s.127-138.
4- LaVey’in Hayattı ve kişiliği için bkz. Güç, 105. vd.


Davos da Yaşananları Dünya Basını Nasıl yazdı

Ocak 31, 2009

(CNN TÜRK – AA) — İNGİLİZ BASINI

BBC

BBC konuyla ilgili geniş haberinde, Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’ye dönüşünde “kahraman gibi karşılandığını” bildirdi. “Binlerce kişinin Erdoğan’ı havaalanında karşıladığını” belirten BBC, “Erdoğan’ın Gazze konusundaki tavrına geniş destek verildiğini, Başbakanı karşılamaya gelenlerin bazılarının ‘dünyanın yeni lideri’ yazılı pankartlar taşıdığı” ifade edildi.

Günlük siyaset ve ekonomi gazetesi Financial Times ise “Erdoğan’ın Orta Doğu barışıyla ilgili tartışmayı kızgınlıkla terk ettiği” başlığıyla verdiği haberde, “Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nun bu diplomatik kavgayla sarsıldığını” yazdı.

“Yaşananların, milletler arasında anlayış oluşturulması’ amacıyla yapılan Davos toplantılarında bugüne kadar ortaya çıkan en büyük olaylardan biri olduğu” savunulan haberde, “Erdoğan’ın olaydan sonra düzenlediği basın toplantısında ise toplantı moderatörü, Amerikalı gazeteci David Ignatius’u kendisine söz hakkı vermemekle eleştirdiği” kaydedildi.

“İki ülke ilişkilerinin İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarından kötü etkilendiği” de belirtilen haberde, “Türk liderlerin İsrail’i sık sık ağır sivil kayıplardan dolayı eleştirdikleri” hatırlatıldı.

Financial Times

Gazete, “Erdoğan Ortadoğu barışı konusundaki tartışmayı hiddetle terketti” başlığını kullandı ve Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nun “diplomatik arbede” nedeniyle bir sarsıntı geçirdiğini yazdı.

Gazete, bu olayın, bir zirvede bugüne kadar yaşanan en büyük bozgunlardan biri olduğunu belirtti.

The Daily Telegraph

İngiliz Daily Telegraph gazetesi, “Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile yaptığı ateşli tartışmanın ardından toplantıyı hışımla terk etti” başlığıyla verdiği haberde, “Erdoğan’ın öfkesini, ‘Benim için Davos bitmiştir’ sözleriyle ifade ettiğini” yazdı.

“Erdoğan’ın sözünün kesilmesine, Peres’e 25 dakika, kendisine ise bunun ancak yarısı kadar konuşma süresi verilmesine tepki gösterdiği” kaydedilen haberde, “Başbakanın daha sonra düzenlediği basın toplantısında, hem oturum yöneticisinin hem de Peres’in yaklaşımından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği” belirtildi.

Gazete, İsrail Cumhurbaşkanının olaydan sonra Başbakan Erdoğan’ı telefonla aradığını da duyurdu.

Guardian

“Erdoğan’ın Gazze yüzünden Davos’u terk ettiğini” yazan Guardian gazetesi de “Başbakanın Davos’u terk etmesine İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile girdiği sert
tartışmanın yol açtığını” kaydetti.

“Erdoğan’ın tartışma sırasında İsrail Cumhurbaşkanına ‘Yaptığınız çok yanlış’, ‘Çok sayıda insan öldürüldü’ gibi ifadeler kullandığını” yazan gazete, “tartışmayı izleyen kalabalık grubun arasında ABD Başkanı Barack Obama’nın danışmanı Valerie Jarrett’in de bulunduğunu” belirterek, “Jarrett’in gördükleri karşısında hayretten donup kaldığını” öne sürdü.

“Toplantıyı izleyen iş ve siyaset dünyasının liderleri olan, nazik diyalog ve uzlaşma arayışıyla tanınan insanlar için Peres ve Erdoğan’ın seslerini yükseltmeleri son derece alışılmamış bir şeydi” yorumunda bulunan gazete, “oturumdan sonra Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab’ın Erdoğan ile konuştuğunu, eski Norveç Başbakanı Kjell Bondevik’in de Erdoğan’ın salondan ayrılmasına üzüldüğünü ve bunu durumun güçlüğünü ortaya koyan bir ifade biçimi olarak gördüğünü söylediğini” yazdı.

Haberde, “Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’nın ise Erdoğan’ın tavrını övdüğü, Başbakanın eşi Emine Erdoğan’ın da ‘Peres yalan söylüyor. Bu kabul edilemez’ dediği” belirtildi.

The Times

Gazete, bu yılın yumuşak geçen toplantılarının ilk kez gerçek bir drama sahne olduğunu ve bunun da politikacılar sayesinde olduğunu yazdı.

Erdoğan’ın Peres’in sert ve uzun konuşmasına yanıt vermeye çalışırken sözünün kesildiğini belirten gazete, Erdoğan’ın “Siz insanları öldürüyorsunuz” dediğini yazdı.

Peres’in parmağıyla işaret ederek “İstanbul’a roketler yağsaydı siz de aynı şeyi yapardınız” dediğini belirten gazete, moderatörün sözünü kesmesi üzerine Erdoğan’ın sahneyi hiddetle terkettiğini belirtti. The Times daha sonra forum başkanı Klaus Schwab’ın “öfke nöbeti geçiren Türk”le basın toplantısı düzenlediğini yazdı.

The Economist

İngiltere’de yayımlanan haftalık The Economist dergisi, Davos’ta dün yaşanan olaydan önce Türk-İsrail ilişkileri hakkında yaptığı değerlendirmede, iki devlet arasındaki ilişkilerin Gazze’ye yönelik saldırılar yüzünden risk altında olduğu yorumunda bulundu.

“Yeni Kötü Titreşimler” başlıklı değerlendirmede, İsrail’in Gazze saldırılarının Türk halkı ve hükümetinin İsrail’e yaklaşımını olumsuz etkilediği belirtildi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i Filistinlilere yönelik baskılarından dolayı sert şekilde eleştirdiği hatırlatıldı.

İki ülke arasında benzeri bir kavganın 2004 yılında Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin’in öldürülmesinden sonra Başbakan Erdoğan’ın İsrail’i devlet terörü uygulamakla suçlaması üzerine yaşandığı kaydedilen makalede, “O zaman ABD’nin de telkiniyle Türk-İsrail ilişkileri onarıldı. Askeri işbirliğinin devamı sağlandı. İsrail de stratejik ilişkinin devamı hatırına, Türkiye’nin kimi zaman sertleşen ifadelerini duymazdan geldi” ifadeleri kullanıldı.

Makalede, Başbakan Erdoğan’ın bu kez çok daha öfkeli olduğu ve İsrail’i “insanlık suçu işlemek” ile suçladığı belirtildi. Türklerin Yahudi düşmanlığının yükseldiğine ilişkin suçlamaları reddettiği ifade edilen makalede, 500 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nun İspanya’dan kaçan Musevilere kapıları açması, İsrail devletini ilk tanıyan ülkeler arasında Türkiye’nin de bulunması ve İsrailli pilotların Türkiye’de eğitilmesi gibi iki ülke arasında olumlu pek çok ilişkiden söz edildi.

Türkiye’nin son olarak Suriye ile İsrail arasındaki görüşmelere arabuluculuk yaparak takdir topladığı belirtilen makalede, Türkiye’deki İsrail karşıtı ifadelerin sürmesi halinde ABD’deki Yahudi lobisinin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının ABD’de kabulüne destek verebileceği görüşü dile getirildi.

ABD BASINI

CNN International

Televizyon kanalı, canlı yayında Başbakan Erdoğan’ın tepkisini ele aldı. CNN muhabiri yorumunda, “Erdoğan’ın oturumda gerçekten kendini mi kaybettiği yoksa seçimler öncesi iç desteğini artırmak için mi yaptığı net değil” ifadesini kullandı.

Atatürk Havalimanı’nda Erdoğan’ı karşılayan kalabalığa da vurgu yapılan haberde, “İlk kez Erdoğan’ın bir yurtdışı gezisinden dönüşünde, bu kadar büyük bir kalabalık tarafından karşılandığı görülüyor” denildi.

CNN’in internet sitesinde de, “Türk Başbakanının İsrail’i haşladığını” yazdı.

ARAP BASINI

El Cezire

Arap dünyasının haber kanalı, merkezi Katar’da bulunan El Cezire kanalı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki Gazze panelini terketmesini yayınını keserek, flaş haber olarak verdi. El Cezire’nin internet sitesinde de “Davos’ta Gazze üzerine şiddetli tartışma” başlığı vardı.

El Cezire televizyonu da internet sitesindeki haberinde, “Erdoğan’ın Davos’tan ayrılması masayı tepetaklak etti ve Batı’yı zor durumda bıraktı” başlığı kullanıldı.
Davos çıkışlı haberde, “İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, gür ve acıklı bir sesle ülkesinin Hamas’tan çok fazla çektiğini, kadın ve çocukların roket seslerinden nasıl ürktüğünü anlatarak katılımcıların sempatisini topladığını düşünüyordu” denildi.

Peres’in, “Hamas’ı, Yahudilerden nefret ettiği ve İsrail’i yok etmek istediği için kabullenmedikleri ve bundan ötürü, onlara bir ders verilmesi gerekiyordu” şeklinde bir tablo çizmeye çalıştığı kaydedildi.

Yazının devamında da, “Peres, 25 dakika süren konuşmasında, Başbakan Erdoğan’dan olsun, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’dan olsun, kendisine sorulan hiçbir soruya yanıt vermedi ve sadece BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’a, BM’ye tabi binaların bombalanmasından duyduğu ‘büyük üzüntüyü’ dile getirdi. Panelin düzenlendiği salonda, İsrail Cumhurbaşkanı’nın zeytin dalı taşıyormuşçasına hararetle alkışlanması dikkat çekiciydi. Sanki hiç kimse, bin 300′den fazla kişinin öldürüldüğünü, beş binden fazla kişinin de yaralandığını görmemiş ya da duymamıştı” ifadelerine yer verildi.

Yazıda Erdoğan’ın kendisine ayrılan zamanı, “Filistin-İsrail kavgasına bütün boyutlarıyla bakmanın önemini vurgulamak için kullandığı, İsrail’inm sorumluluklarını yerine getirmediğine işaret ettiği ve Filistinlileri boğacak kadar kuşattığını ifade etmiş olduğu” anımsatılarak, “Peres’in öfkelenmesine neden olan ise Erdoğan’ın, Hamas’ın demokratik bir seçimle iktidara geldiğini ve herkesin bu seçime saygı duyması gerektiğini söylemesi oldu. Erdoğan böylece Batının çok hassas olduğu bir noktaya dokundu; onlara, ‘demokrasiye saygıyı, insan haklarını ve çifte standardı’ hatırlattı” denildi.

El Cezire ayrıca, “Katılımcılar, Ban Ki-mun Gazze’de gördüklerinden ötürü nasıl dehşete düştüğünü anlatırken suskundular. Amr Musa İsrail’in barış fırsatını kaçırdığından söz ettiğinde, yine suskundular. Peres, Erdoğan’ın sözlerine, ancak uysal koyun postu giyerek yanıt verebildi ve İsrail’in barışın geleceğini nasıl gördüğüyle ilgili sorulan bütün soruları duymazlıktan geldi” görüşüne yer verdi.

Panelin moderatörü David Ignatius için, “Son sözün Peres’in olmasını tercih etti” denilen yazıda, “Ancak Erdoğan masayı tepetaklak ederek Davos’u
terk etti; böylece son ve vurucu sözü o söylemiş oldu” ifadeleri yer aldı.

As Safir

Lübnan’da Arapça olarak yayımlanan As Safir gazetesi ise konuyla ilgili haberini, “Erdoğan’dan Peres’e: Sen öldürmenin ne olduğunu iyi bilirsin” başlığıyla verdi. Gazete, dün akşam Davos’ta yaşanan olayın “Türk-İsrail ilişkilerindeki en büyük bomba olduğu” yorumunu yaptı.

Nahar

Gazetesi, konuyla ilgili haberini birinci sayfadan verdi ve “Başbakan Erdoğan, Davos’ta Gazze konulu tartışmayı terk etti” başlığını kullandı.

El Tavra

Suriye’de yayımlanan El Tavra gazetesinin internet sayfasında yayımlanan yorumda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki tavrının “Arap ülkelerine
de örnek olması” tavsiye edildi. Ali Kasım imzalı yorumda, Erdoğan’ın böylece, “İsrail yalanlarına karşı en açık ve net protestoyu yapmış olduğu” ifade edildi.

Yorumun devamında, “Erdoğan’ın tutumu o anda oluşan bir şey değildi, aksine Türkiye’nin olgun duruşunu yansıtıyordu. Zira Türkiye bir kez daha İsrail’in aldatmasının kurbanı olmayacak. Panelin terk edilmesi, Davos tarihinde ilk kez oluyor ve bu durum, görmezden gelinemeyecek bir uluslararası gerçeği yansıttı. Bu sahnenin mimarıysa, daha önce de olanlara yoğun tepkiler veren Türkiye’ydi” görüşlerine yer verildi.

Konunun sadece bir tavır sergileme meselesi değil, “aksine Arap ve İslam ülkelerinin de sahip olmaları gereken siyasi irade kapsamında gelişen bir şey”
olduğu kaydedilen yorumda, “Erdoğan’ın tavrı bir mesajdan fazlasını, hatta siyasi iradenin çizdiği protestodan da fazlasını ifade ediyordu. Buradaki soru
şu: Bazı Araplar bundan bir şeyler öğrenecekler mi? Bu mesajın ifade ettiği iradenin kapsamını hissedebildiler mi? Daha da önemlisi yeni denklemde faal ve
güç sahibi aktörler olabilecekler mi?” denildi.

El Kuds El Arabi

Londra’da Arapça yayımlanan “El Kuds El Arabi” gazetesinin internet sayfasında, “Erdoğan’a binlerce teşekkür” denilerek, “Erdoğan’ın paneli terk etmesinin, Araplara bir ders olduğu” ifadesine yer verildi.

Abdulbari Atvan imzasıyla yayımlanan yorumda, “Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Gazze saldırısıyla ilgili yanıltıcı sözlerine cevap
vermesine karşı çıkılması üzerine paneli terk etmesi bizi hiç şaşırtmadı” denildi.

“Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa da paneli terk etmeliydi” görüşünün savunulduğu yorumda, “Erdoğan’ın şövalye gibi davranarak İslami ve asil cevherini ortaya koyması bir ilk değildir, Erdoğan her defasında İsrail saldırıları karşısında bir dağ gibi durup Gazze’de İsrail tarafından yapılan katliamları sert ifadelerle kınamıştır” ifadesine yer verildi.

Yorumda İsrail Cumhurbaşkanının, “çocukların ölümünden İsrail’in sorumlu olmadığını, tam tersine saldırının oradaki çocukları korumak için gerçekleştirildiğini iddia ettiği” kaydedildi ve “Asıl mesele İsrail’in kendini savunma hakkı meselesi değildir, İsrail’in bu hakkını kullanırken ölçüsüz güce
başvurduğu meselesidir” denildi.

“Erdoğan’ın, Dünya Ekonomik Forumuna katılan hiçbir Arap liderinin söylemediği sözleri söylediğinin” ifade edildiği yazıda, “Arap liderler, İsrailli yetkililerle yapılan görüşmelerde çağdaş ve ılımlı görünüm yaratmak için onlarla aynı safta oturmayı tercih ettiler” görüşü dile getirildi.

Yazının devamında “Arap ve Müslüman olmakla övünen Arap yöneticilerine karşı kalbimiz acı ve hayal kırıklığıyla doluyken, Erdoğan’a binlerce kez teşekkür ediyoruz. Çünkü Arap liderleri, Gazze katliamlarına karşı susmayı tercih edip abluka altında olan Gazze halkına karşı bütün geçitleri kapatmaktadırlar. Gazze’de katliamları gerçekleştiren İsrailli katillerin peşinde olan avukat ve aktivistlere de teşekkürlerimizi sunuyoruz, bunların damarlarında adalet, gurur ve asalet vardır, asıl Arap ve Müslüman olan bunlardır” görüşlerine yer verildi.

İSRAİL BASINI

Yedioth Ahranot

Gazete, ilk sayfasında “Peres’den Erdoğan’a: İstanbul’a roket atılsaydı siz ne yapardınız” manşetiyle çıktı. Davos’ta Erdoğan konuşurken, Peres’in kendisine dikkatle baktığı bir fotoğraf karesi, manşeti süslüyor. Aynı gazete, Türk Musevilerinin, Türkiye’deki İsrail karşıtı gelişmelerden duyduğu endişeleri dile getiren “Türk Musevileri: Sokağa çıkmaya korkuyoruz” başlığını kullandı.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in konuyla ilgili, “Her ateşe anında cevap vermeyeceğiz. Gerektiği zaman cevap vereceğiz” sözleri yine bir alt başlık olarak yer aldı.

“Türkiye Başbakanı’nın Peres’e saldırısı şöyle gelişti: Peres’e doğru bağırarak, siz Gazze’de çocukları öldürdünüz” ifadesi ve Peres’in gece yarısına doğru Erdoğan’ı telefonla aradığı bilgisi de sayfada dikkat çekiyor. Gazetenin üçüncü sayfasında “Türk saldırısı” ve “Davos’ta dram” başlıkları, Erdoğan’ın sahneyi terk ettiği anı da yansıdan üç fotoğrafa eşlik ediyor.

Maariv

Ülkenin yine İbranice yayımlanan gazetelerinden Maariv’de de manşet yine “Davos” oldu. Maariv, “Türkiye Peres’e karşı” manşetini kullanırken, Erdoğan’ınn öfkeyle salonu terk ettiği ve Peres’e “Siz insan öldürüyorsunuz” dediğini aktardı.

İsrail televizyonlarının siyasi yorumcuları da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tavırları ile “taraf” olduğunu öne sürerek, bu nedenle Ortadoğu barış çabalarında arabulucu olmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Ayrıca Erdoğan’ın üslubunun diplomatik olmadığı da ifade edildi.

Jerusalem Post

Başbakan Erdoğan’ın paneli terk etmesini İsrail’in önde gelen gazeteleri de internet sayfalarından duyurdular. Jerusalem Post gazetesinin web sayfası Başbakan Erdoğan’ın paneli terk etmesini “manşet haber” olarak duyururken, Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile girdiği tartışma ve ardından sözünün panel moderatörünce kesilmesine sinirlenerek sahneden yürüyüp gittiğini bildirdi.

Haaretz

Haaretz gazetesinin web sayfası da aynı haberle okuyucularını durumdan haberdar etti.

İki gazetenin İngilizce web sayfası da Amerikan AP ajansının haberini kullandı.
ALMAN BASINI

Bild

“Davos’ta İsrail’e karşı nefret konuşması – Türkiye Başbakanının hışmı” başlığıyla haberi birinci sayfadan veren Bild gazetesi, “Erdoğan’ın oturum sırasında İsrail karşıtı bir nefret konuşması yaptığını” öne sürdü ve Başbakanın “Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” sözlerine yer verdi.

Die Welt

Haberi birinci sayfadan veren Die Welt gazetesi de “zaman kalmadığı gerekçesiyle tartışmayı sona erdirmek isteyen oturum yöneticisine kızdığını belirten Erdoğan’ın, tartışma sırasında da Peres’i, Gazze’de ölen masum insanlar nedeniyle vicdan azabı duyduğu için konuşmasında sert ifadelere yer vermekle eleştirdiği” kaydedildi.

Berliner Morgenpost

Berliner Morgenpost gazetesi ise “Erdoğan oturumda Peres’e saldırdı” başlığıyla verdiği haberde, “Erdoğan’ın, konuşmasından sonra Peres’in alkışlanmasını çok üzücü bulduğunu belirterek, insanların hayatını kaybettikleri operasyonların alkışlanmasını doğru bulmadığını söylediğini” ifade etti.

Der Spiegel

İnternet sitesinde “Davos’ta Gazze skandalı” başlığını kullandı.

İRAN BASINI

Konuyla ilgili gelişmelere geniş şekilde yer veren İran medyası da “İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in ‘Gazze’deki katliamı’ savunmasına ve salondakilerin de onu alkışlamasına Başbakan Erdoğan’ın tepki gösterdiğini ve sonunda salonu terk ettiğini duyurdu.

Haberlerde, Erdoğan’ın, Peres’e hitaben “Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum” şeklindeki sözlerine yer verildi.

Başbakanı Erdoğan’ın ayrıca, “Tevrat’ın ‘adam öldürmeyin’ emrine rağmen İsrail’in masum insanları öldürdüğü” yönündeki ifadesi aktarıldı. Peres’in Gazze’deki katliamları yüksek sesle savunmasının alkışlanmasıyla ilgili olarak da Başbakan Erdoğan’ın, “Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur” dediği belirtildi.

Toplantıda BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’nın da hazır bulunduğu hatırlatılan haberlerde, Peres’in daha sonra Erdoğan’ı arayarak özür dilediği ifade edildi.

Haberlerde ayrıca, vatandaşların Türk ve Filistin bayraklarıyla Başbakan Erdoğan’ı Türkiye’de coşkulu bir şekilde karşıladığı ve “Türkiye seninle gurur duyuyor” şeklinde slogan attıkları kaydedildi.

İran devlet televizyonları ve haber ajansları, Başbakan Erdoğan’ın, “İsrail’in Gazze’de Filistin halkına yönelik katliamlarına tepkisini” içeren sözlerine geniş yer verdi.

Başbakan Erdoğan’ın, Davos’taki konuşmasını kendi sesinden kesintisiz olarak veren televizyonlar, Erdoğan’ın konuşmalarını izleyicilerine Farsça altyazıyla duyurdu.

Yorum ve değerlendirmelerde, “Türkiye Başbakanı’nın, Türk halkının duygularına tercüman olduğu ve İsrail katliamlarına duyulan öfkeyi yansıttığı” görüşü dile getirildi.

Başbakan Erdoğan’ın, “Türkiye’nin büyük bir devlet ve barış için önemli bir aktör olduğu” mesajını muhataplarına ilettiği yorumu yapılırken, Erdoğan’ın “Yahudi karşıtlığına değil, katliam karşıtlığına” vurgu yaptığı değerlendirmesinde bulunuldu.

Değerlendirmelerde, “Müttefiki bir ülkeden bu şekilde tepki almasının İsrail için büyük bir yenilgi olduğu” görüşü de savunuldu. Yorumlarda, “Dünya genelindeki Yahudi lobileriyle onların etkili oldukları uluslararası kuruluşların, Türkiye’ye farklı alanlarda baskı yapacakları” iddiasında da bulunuldu.

Halkın gece yarısından sonra soğuğa rağmen büyük bir coşkuyla Başbakan Erdoğan’ı, “Türkiye seninle gurur duyuyor” şeklinde karşılamasının “bir ilk” olduğu değerlendirmesi de yapıldı.

Ajanslar “acil” koduyla geçti

Erdoğan’ın Davos’ta katıldığı paneli terk etmesini, uluslararası ajanslar tarafından “acil” koduyla verdi.

AP, Başbakan Erdoğan’ın panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’le Gazze’deki çatışmalar konusunda “sözlü olarak tartıştıktan sonra” paneli terk ettiğini belirtti.

Ajans, Başbakan Erdoğan’ın, Peres’in İsrail’in Gazze saldırısını heyecanlı bir şekilde savunan monoloğunu dinledikten sonra, panel yöneticisinin sözünü kesmesi üzerine kızdığını kaydetti.

Haberde Başbakan Erdoğan’ın Peres’e “İnsanları öldürüyorsunuz” dediği, Peres’in ise parmağı ile işaret ederek, “İstanbul’a roketler düşse siz de aynısını yaparsınız” dediği kaydedildi.

İlk haberlerinde Başbakan Erdoğan’dan “Cumhurbaşkanı” diye bahseden AP, kısa süre sonra bu hatasını bir not geçerek düzeltti.

Fransız AFP ajansı da haberi acil koduyla vererek, Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki paneli, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in uzun konuşmasının ardından kendi konuşmasının panel yöneticisi tarafından engellendiği gerekçesiyle sert bir şekilde terk ettiğini bildirdi.

Başbakan Erdoğan’ın “Bir daha Davos’a geleceğimi sanmıyorum” sözlerini yansıtan AFP, Başbakan Erdoğan’ın Peres’in konuşmasına yanıt vermek istediğini, ancak karşısındaki gazetecinin ısrarla panelin sona erdiğini söyleyerek sözünü kestiğini belirtti.

YUNAN BASINI

Yunan devlet televizyonu NET, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dün Davos’ta, “Gezegendeki çok kişinin söylemek istediklerini dile getirdiği” yorumunu yaptı.

Net, İsviçre’nin Davos kentinde dün yapılan panelde yaşananlara öğle haber bülteninde geniş yer verdi. Oturuma ilişkin gelişmeleri Anadolu Ajansı’nı kaynak göstererek izleyicilerine aktaran NET, ayrıca İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez ve Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarından bazı bölümlerini, görüntü eşliğinde yayımladı.

NET, yorumsuz olarak gelişmeleri aktardığı haberini, “Aslında Başbakan Erdoğan gezegenimizdeki çok kişinin söylemek istediklerini dile getirdi” ifadesiyle bitirdi.

RUS BASINI

Rus Vesti televizyonunun internet sitesinde, “Erdoğan, Peres ile katıldığı toplantıyı terk etti” başlığıyla yayımlanan haberde, Erdoğan’ın oturumdan ayrılma anının görüntülerine yer verildi.

“Mignews” adlı internet sitesinde de “Türkiye ve İsrail liderleri arasındaki konuşma skandala dönüştü” başlığıyla yayımlanan haberde, “Başta yüksek
sesle konuşmayacağını açıklayan Erdoğan, konuşmasının sonunda adeta bağırmaya başladı” denildi.

“Lenta.ru” adlı internet sitesi gelişmeleri “Erdoğan İstanbul havalimanında bir milli kahraman gibi karşılandı” başlığıyla duyururken, Komsomolskaya Pravda gazetesinin internet sitesi de, “Peres ile tartışan Erdoğan ülkesinde milli kahraman oldu” başlığını kullandı.

BELÇİKA BASINI

Belçika basını da konuyla ilgili haberlerinde, “Erdoğan çok kızdı, Peres özür diledi”, “Erdoğan’dan Şimon Peres’e: Siz insanları öldürüyorsunuz”, “Erdoğan kızarak Davos tartışmasını terk etti” gibi başlıklar kullandı.

Haberlerde, “Erdoğan’ın Davos’taki Gazze tartışmasını kızgınlıkla terk ederken, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in uzun konuşmasına cevap verme hakkı tanınmaması nedeniyle toplantıyı düzenleyenleri kınadığı” ifade edildi.

Erdoğan’ın “Davos’a bir daha gelmem” şeklindeki tepkisine de yer verilen haberlerde, Başbakan Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı arasındaki tartışma detaylı şekilde anlatıldı.

İSPANYA BASINI

ABC

İspanya’nın sağ görüşlü ABC gazetesi ise “Uluslararası tansiyon: Gazze diplomasiyi tatsızlaştırıyor” ifadesini ön plana çıkararak verdiği haberinde, “Gerek Davos’ta Erdoğan’ın öfkelenerek paneli terk etmesi gerekse İspanya Ulusal Mahkemesi’nin 22 temmuz 2002 tarihinde Gazze’de yapılan saldırıdan dolayı İsrail
hakkında soruşturma başlatması İsrail’in Gazze’ye düzenlediği son saldırıların somut sonuçlarıdır” ifadesine yer verdi.

El Mundo

El Mundo da “Erdoğan, Gazze’deki ölümlerden Peres’i suçladıktan sonra öfkelenerek Davos’u terk etti” başlığı altında verdiği haberinde, “Davos’ta iki gündür görülen sakin ortamın Erdoğan’ın öfkeli şekilde panel salonunu terk etmesinden sonra bozulduğunu” savundu.

La Vanguardia

Katalan gazetelerinden La Vanguardia ise “Erdoğan’ın kendisine cevap hakkı verilmemesine sinirlenerek oturumu terk ettiğini” belirtti, “ancak bu olaydan dolayı Türkiye ile İsrail arasındaki tarihi ittifakın bozulma ihtimalinin olduğunu” savundu.

MACARİSTAN BASINI

Macaristan’da da medya konuyla ilgili gelişmelere yoğun şekilde yer verdi. “Erdoğan’ın Türkiye’ye dönüşünde kahraman gibi karşılandığını” yazan
basın, “binlerce vatandaşın Başbakanını Davos’taki tepkisinden ötürü kutladığını” kaydetti.


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.