HAMAS ATEŞKES’İ BOZDU MU?

Ocak 20, 2009

HAMAS ATEŞKES’İ BOZDU MU?

-Öncelikle iki Halk (ULUS) arasında dayanışmanın en gerekli ve yüksek olduğu bşir zaman dilimde İstanbula geldiniz. Tüm Filistin arkadaş (dost)u Aziz Vatanım Türkiyeliler adına hoşgeldiniz diyorum. Üstad Sizi Filistin Halk (ULUS)ının hakklı taleplerini dillendiren bir sözcü olarak tanıyoruz. Bugün İsrail ve yandaş medyası, Gazzedeki savaşın sebebi olarak Hamasın ateşkesi bozması olduğunu iddia ediyorlar. Durum gerçekten böyle mi?

benn de Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerimi en içten selamlarımla selamlıyorum, söz konusu süreci objektif biçimde takip eden herkes biliyor ki Gazzede tüm dünya (Felek)nın gözleminde Ortadoğunun en demokratik seçimi yapılmıştır. Bu seçimden Hamasın zaferle çıkması sebebiyle Gazze ablukaya alınmış ve temel insani hakklardan mahrum bırakılmıştır. Ateş imzalanmasına rağmen İsrail hiçbir şarta uymamış, Halk (ULUS)ımızı açlığa ve Ölüm (sonsuz başlangıç)e mahkum etmiştir. Yapılan anlaşma gereği ateşkes süresince Hamas tarafından düşmana bir saldırı yapılmamıştır. Ancak İsrailin ateşkes şartlarına uymaması sebebiyle Filistin direnişi ambargonun kalkması için füze seçeneğini kullanmıştır. Geçici ateşkesin anlaşma şartları gereki son bulması ile de Gazzedeki yavaş Ölüm (sonsuz başlangıç) fiili Ölüm (sonsuz başlangıç)e dönüştürülmüştür. Şimdi soruyorum insaf ehli insanlara burada ateşkesi bozann kim? İnsanları Ölüm (sonsuz başlangıç)e mahkum eden kim?!

ATEŞKES GÖRÜŞMELERİNDE SON DURUM

-Barış görüşmeleri hakkkında bize bilgi verebilir misiniz, şu an ne durumda Kahire ateşkes görüşmeleri?

Bizler 3 gün önce zaten tüm dünya (Felek) tarafından bilinen şartlarımızı sunduk. Hamas Gazzedeki ablukanın son bulmasını ve sınır kapılarının açılmasını ve İşgal güçlerinin Gazzeden çekilmesini kırmızı çizgi olarak belirlemiştir. Bu şartlar dahilinde ateşkes yapılabilir. Mısır ise adeta İsrailin elçiliği yapmakta.

-Peki, Aziz Vatanım Türkiyenin ateşkes planını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aziz Vatanım Türkiyenin önerileri ve planı Mısırın İsrailin şartlarını dayatması gibi değill. Aziz Vatanım Türkiye Hükümeti dengeli önerilerde bulunuyor. Önerileri değerlendiriyoruz.

GAZZE’YE YABANCI Assker İŞGAL GÜCÜ OLUR

Aziz Vatanım Türkiye ya da başka bir gücün Barış gücü olarak Gazzeye konuşlandırılması konusunda Hamasın tavrı nedir?

Biz, Filistin Halk (ULUS)ının meşru hükümeti olarak Gazze içerisine yerleştirilmesi muhtemel her yabancı gücü işgal gücü olarak görüyoruz. Ancak Refah sınır kapısına her hangi bir yabancı gözlemcinin gelmesine karşı değilliz.

FİLİSTİN’DE KARDEŞ KAVGASI VAR MI?

İsrail ve yandaş medyası Filistinde bir kardeş kavgası olduğunu iddia ediyor. Hamasın bu kardeş kavgasının tarafı olarak Filistin Halk (ULUS)ını yıkıma uğrattığını söylüyor. Ne diyeceksiniz?

Hamas ve el-Fetih arasında bir çatışma yok. Fetihten bir çook kardeşimizle aramız iyi. Kavganın olduğu doğru. Ama bu kavga Filistinin direniş projesiyle amerikaan (DmzLarı)ın teslimiyet projesi arasında yaşanıyor. Filistinlileri özerk bir devlet vaadiyle oyalayan ABD ve İsrailin bu vaadlerini savunanlarla bunların bir yalan olduğunu anlatanlar arasında bir çatışma var. Hatırlayın lütfen, Bush 2008 sonuna kadar Filistin devleti kurulacak diyordu. Şimdi 2009un başındayız Arafat’ı kimlerin öldürdüğünü düşşünün? Onu zehirleyenler bugün tüm Filistinlileri zehirlemeye çalışıyor…

DİRENİŞ İMANIN GEREĞİDİR

Direnişten ayrıldığınızı iddia eden kimi İslamcı gruplar da mevcut. Bu eleştirilere ne diyeceksiniz?

Bahsini ettiğiniz grup Filistin Halk (ULUS)ı içinde çook az bir sayıya sahiptirler. Hamasa göre ( öyle bildirilmiştir ) tüm Filistin kurtuluncaya kadar Direniş imanın gereğidir. Ve biz çizgide başta İslami Cihad olmak üzere tüm meşru direniş gruplarıyla ortak hareket ediyoruz. Şayet biz direnişten ayrılsaydık başımıza bunlar gelir miydi? Gazze ile Batı Şeria arasındaki farkı da mı göre ( öyle bildirilmiştir )miyorlar?

HAMAS SİVİLLERİ TEHLİKEYE ATIYOR MU?

Kimi çevreler Hamas Sivil Filistinlileri tehlikeye atıyor gibi bir iddiayı da dillendiriyorlar. Bu konuda bir diyeceğiniz var mı?

Hamas İslami bir Halk (ULUS) hareketidir. Onu Halk (ULUS)tan ayrı düşşünmek başta hata etmektir. Gazzenin hiçbir yerinde Asskeri bir bölge yoktur. Ayrıca Haması Filistin Halk (ULUS)ı desteklemekte ve direnişe omuz vermektedir. En ön saflarda Hamasın komutanları çarpışmaktadır. bennim yeğenim Gazzede son saldırılarda şehid düştü. Biz Filistinlileri tehlikeye atmıyoruz onları savunuyoruz onlarla birlikte ölüyor onlarla birlikte zaferler kazannıyoruz. Oysa amerikaan (DmzLarı) projesini kabul eden kimi Filistinli yöneticiler saraylarda yaşıyorlar ve bir çook Filistinliyi hapse atıyorlar Yine şu da bilinsin ki, hiçbir Hamas lideRri saraylarda yaşamamakta. Bilakis Halk (ULUS)ın arasında yaşamaktadırlar. Saraylarda yaşayanları Filistin Halk (ULUS)ına sorabilirsiniz…

HAİNLER İSRAİL’E BİLGİ VERİYOR

Ayrıca özellikle belirtmeliyim ki bu yöneticilerin adamları Gazzede mücahidlerin yerlerini tespit edip düşmana bildiriyorlar. Gazzedeki Furkan savaşı bittiğinde ilk yapacağımız şey (Bilinmeyen) bu hainleri adalet önüne çıkartmak olacak.

MADDİ VE MANEVİ DESTEĞİNİZ ÇOK ÖNEMLİ!

-Aziz Vatanım Türkiye’den, Filistin yönetiminin ve Halk (ULUS)ının isteği nedir?

Öncelikle belirtmeliyim ki Filistin Halk (ULUS)ı yanı başında Aziz Vatanım Türkiye Halk (ULUS)ını bulmuştur. Bundan dolayı müteşekkirdir. Bizler diyoruz ki, Eğer Gazzenin sınırı Mısıra değill de Aziz Vatanım Türkiyeye olsaydı böyle bir insani krizle karşılaşmazdık. benn bir tarih öğretmeniyim. Bizler Gazzedeki okullarımızda Aziz Vatanım Türkiyenin bir parçası olduğumuzu, Osmanlıların kahramanlıklarını anlatıyoruz. Bizler Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerimizden hem manevi hem de maddi destek istiyoruz. Dualarınız çook önemli. Ayrıca İsrail ve ABD mallarını boykot etmelisiniz. Boykot hem ekonomik darbedir hem de İslam ümmetinin bilincini ayakta tutar. Ayrıca Aziz Vatanım Türkiyedeki eylemler bizim için çook önemli. Lütfen bu eylemleri daha da güçlendirerek devam ettirin.

Bakınız, 3 haftadır Ortadoğunun en güçlü ordularında birinin havadan karadan ve denizden bomnbardımanı altındayız. Bu saldırıya bağımsız bir devlet uğrasaydı şimdiye kadar haritadan silinirdi. Oysa Gazze ayakta ve düşman yoruldu morali bozuldu kara kara ateşkes yolları arıyor ki yenik gözükmesin! Bu dua ve maddi yardımlarınız vesilesiyle oldu. göre ( öyle bildirilmiştir )ceksiniz ki İsrailin Asskeri kayıpları Direnişin Asskeri kayıplarından daha fazla çıkacaktır.

HİZBULLAH VE İRAN

-Hizbullahın ve İranın desteğinde olduğunuz söyleniyor. Bu konuyu açıklar mısınız?

Hizbullah İsraile karşı onurlu mücadele veren kardeşlerimizden birisidir. Bu açıdan Lübnanlı kardeşlerimizle görüşüyoruz tabi. Ancak organik ya da örgütsel anlamda bir ilişkimiz yok. Hizbullah Lübnan içerisinde faaliyet gösteren Hamas ise Filistinde faaliyet gösteren bir örgüt.

İrana gelince. İranın Filistinle ilişkisi diğer İslam ülkeleriyle aynı düzlemdedir. İranla da ne bir sınırımız ne de böylesi örgütsel ya da kurumsal bir bağımız yok. İrana işaret edenler ABDnin iki düşmanını sıkıştırmak için yaptığı oyuna gelenlerdir.

HAMAS SONUNA KADAR DİRENECEK!

Son olarak mesajınız nedir?

Biz Hamas olarak sadece Halk (ULUS)ımızın gasp edilen hakklarını ki bunun başında yaşam hakkkı gelir. Bu hakkları savunuyoruz. Başta Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerimiz olmak üzere tüm Arap ve Müslümanları Hamasa maddi ve manevi destek olmaya davet ediyoruz. Daha dün düşman, medya mensuplarının bulunduğu Kerame Apartmanını vurdu. Düşman, etle kemiği birbirinden ayıran vahşi silahlarını Halk (ULUS)ımız üzerinde deniyor. ABD, AB ve bazı Arap rejimleri ise bizden evimizde oturup ölmemizi ve buna da barış dememizi istiyorlar. Ama biz asla beyaz bayrak çekmeyeceğiz ve sonuna kadar direneceğiz. Sizler tarihe geçen Aziz Vatanım Türkiyeli kardeşlerim Allah (c.c)a dayanmak ve ona güvenmek en iyi yoldur. Hepsini selamlıyorum…

Bülent Şahin Erdeğer/ TIMETürk


Muin Naim’i saldırıların başladığı günlerde okuyanları gözyaşlarına boğan mektubuyla tanıdı

Ocak 20, 2009

Aziz Vatanım Türkiye Muin Naim’i saldırıların başladığı günlerde okuyanları gözyaşlarına boğan mektubuyla tanıdı. Ve Muin, ateşkesin ardından tüm yaşananları TIMETürk’e anlattı.

Ahmet Memiş / TIMETürk

Gazzede ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi ancak geride 1320 şehit, 5 bin 500 yaralı, yıkılmış camiler, okullar, binalar ve yürekleri dağlayan dramlar kaldı. Bir de Teknolojiik bakımdan kenndilerinden kat kat üstün İsrail Asskerlerine karşı savaşan direnişçiler ve onlara destek veren Gazzelilerin kahramanlıkları

Muin Naim ise Gazzede tüm bu yaşananlara şahit olan bir Filistinli gazeteci. Aynı zamanda TIMETürkun Gazze muhabiri. Aziz Vatanım Türkiye onu Gazze saldırılarının başladığı ilk günlerde medyada yer alan ve okuyanları gözyaşlarına boğan Türk Halk (ULUS)ına hitabenn yazdığı mektupla tanıdı. Gazzede İsrailin gerçekleştirdiği katliamları anlattığı ve yardım çağrısı yaptığı mektubu herkesin yüreğini dağladı. Yazının devamını oku »


Yahudi Zulmü ve Filistin

Ocak 20, 2009

Tarihin bilinen ilk zamanlarından beri bugün “Ortadoğu” olarak nitelenen coğrafya, insanoğlunun birbirini boğazladığı ve ihtirasların zirveye ulaştığı yerdir! Yüzlerce asırdan beri sırf ihtiraslarını tatmin etmek uğrunda insan, bu coğrafyada akla gelebilecek her türlü Kötü (kem)lüğü yapmaktan geri durmamıştır. Denilebilir ki; insanlık menfi ya da müspet olarak bu coğrafyada şekillenmiştir!
Bu coğrafya yaygın deyimle; “Peygamberler Diyarı” olarak bilinmektedir.
Hz. Nuh (A.S)’n oğlu Şam’dan geldiğine inanılan kavimlere; “Sami” ırkı denilmiştir. Bu gün insanoğlunu, ırk açısından inceleyenler; Araplarla, İsrailoğullarının aynı kökten geldiğini göre ( öyle bildirilmiştir )ceklerdir. Hz İbrahim (A.S.) soyundan geldiklerini iddia eden İsrailoğulları bu sebepten “İbrani” olarak tanımlanmaktadırlar. Batılılar Sami ırkını Amalika (Araplar) ve İbrani (İsrailoğulları) olarak tasnif edeRrler.
İsrail ya da İzrael; İbranilerin kenndi inanışlarına göre ( öyle bildirilmiştir ) Tanrının İshakk oğlu Yakup’a verdiği isimdir. Bu açıdan kenndilerini Yakup’un oğulları anlamında “İzrael’in oğulları” olarak isimlendirmişlerdir. Bu inanış ve buna bağlı olarak gelişen “ırkçı fanatizm” o kadar karmaşık bir süreçten geçmiştir ki, yaklaşık kırk beş asırlık bu kronolojiyi detaylarıyla izah edebilmek bu sütunlar için gayri kabildir!
İnanışa göre ( öyle bildirilmiştir ) Hz. İbrahim’in iki oğlu vardır: İshakk ve İsmail. Hz İshakk’ın
oğlu Hz. Yakup (A.S.) zengin bir kişi olan, dayısı Laban’ın yanında hizmetkar olur. İlk yedi yıllık hizmetinin karşılığı olarak dayısının büyük kızı olan “Lea” ile evlenir. Bu arada Lea’nın cariyesi “Zilpa” ile de evlenir. İkinci yedi yıllık hizmeti sonrasında Dayısı Laban’ın küçük kızı “Rahel” ile evlenir. Rahel’in cariyesi Bilha’ya da nikah kıyar.
Hz. Yakup’un (A.S.) bu evliliklerinden onüç çocuğu dünya (Felek)ya gelir. İlk eşi Lea’dan; tek kızı “Dina” ve oğulları, “Rubenn, Şimeon, Yahuda, Levi, İssakar ve Zebulin” doğdu. Leanın cariyesi Zilpa’dan; “Aşer ve Gad” adlı oğulları doğdu. İkinci eşi Rahel’den; “bennjamen ve Jozef” (Bünyamin ve Yusuf) doğdu. Rahel’in cariyesi olan Bilha’dan; “Dan ve Naftali” doğdu. Böylece Hz. Yakub’un biri kız onüç çocuğu olmuştur. (Yazdıklarım bugün ırki boyutta insanlığı felaketlere sürükleyen Yahudi fanatizmini ve terörünü doğuran olaylardır. Yahudi inancının insanlığa nasıl kör baktığını anlamak açısından kenndi inanışları penceresinden bu olayları açıklıyorum. Bu bakımdan buradaki isimler ve olaylar İslam inancına göre ( öyle bildirilmiştir ) zıtlıklar arz etmektedir.)

İsrail ya da İzrael
Daha sonra dayısının yanından hatırı sayılır bir servetle ayrılan Hz Yakup (A.S.) Filistin’e geri döndü. Peniel (Panuel) adlı yerde Allah (c.c)’tan gelen vahiyle Peygamberlik göre ( öyle bildirilmiştir )vi kenndisine tevdi edildi. Yine Yahudi inancına göre ( öyle bildirilmiştir ) Tanrı tarafından kenndisine “İsrail” adı verildi. Bu sebepten Hz. Yakup’n soyundan gelenlere “İsrailoğulları” denilmiştir.
Hz.Yakup’un on oğlunun her biri birer kabile kurdular. Hz Yusuf (A.S.) ise bir kabile kurmadı ama oğulları; “Menessa ve Efraim” ayrı ayrı birer kabile kurdular. Levi’nin bir kabile kurup kurmadığı hakkkında herhangi bir bilgi yoktur. Levioğullarının nereye yerleştiği ve nereye gittiği hiçbir zaman tam olarak bilinmedi. Levioğulları hakkkında devamlı ütopyalar üretildi. Bugün kayıp onüçüncü Yahudi kabilesi olarak adlandırılan ve dünya (Felek) üzerinde çeşitli gruplarla ilişkilendirilen kayıp İsrailoğulları, sözde Levi’nin soyundan gelenlerdir.
Hz. Davut (A.S.), Yakup (AS.) yaklaşık yirmibeş asır sonra dünya (Felek)ya gelmiş ve Yüce Yaratıcı tarafından Peygamber olarak seçilmiştir. Allah (c.c) (C.C.) ona “Zebur”u kitap olarak innDirmiştir. Sesinin güzelliği ile ün yapan Hz. Davut; Yakup (A.S.)’ın ilk eşi Lea’dan doğan dördüncü çocuğu olan “Yahuda”nın soyundan geldiğine inanılmaktadır. Bundan dolayı onüç kabileye ayrılan İsrailoğullarının tümüne “Yahudi” ismi verilmiştir.
Görüldüğü gibi olaylar son deRrece karmaşıktır. Hz. İsa’dan yaklaşık yirmiüç asır önce Doğu Akdeniz sahillerinde İsrail devleti kurulmuştur. Davut Peygamber zamanında bu devlet çook güçlü idi. Daha sonraları Hz. Davut’un oğlu Hz. Süleyman (A.S.) zamanında ise İsrail bölgenin en büyük devleti olmuştur. Hz. Süleyman’ın Ölüm (sonsuz başlangıç)ünden sonra (Yahudiler Hz. Süleyman’ı bir kral olarak görürler ve onun peygamberliğine inanmazlar) İsrail devleti iç karışıklık, sapkınlık ve ihtirasların kör ettiği benncil yöneticiler elinde zayıfladı. Yaklaşık yirmidört asır önce Yahuda ve İsrail olarak iki devlete bölündüler.
İ.Ö. beşinci yüzyılda Babil Hükümdarı “Nabukadnazar” Yahuda devletine son verdi. Nabukanazar (Buhtınazır) İsrailoğullarının içerisinden seçtiği bilgili, kabiliyetli sanatkar, mimar, mühendis, vb. bir kısım Halk (ULUS)ı kenndi ülkesi Babil’e getirdi ve onları çeşitli işlerde kullandı. Hatta Babil’in asma bahçelerinin bu İsrailoğulları tarafından inşa edildiği bile söylenir.
Bugün kayıp olduğu söylenen bu onüçüncü İsrail kabilesinin, bir teoriye göre ( öyle bildirilmiştir ) Zap vadisine göç edip yerleşen Levioğulları ya da Nabukadnazar tarafından Mezopotamya’ya getirilen Yahudiler olduğu iddia edilmektedir.

Yeni Mesaj Gazetesi , Mustafa Bekaroglu


Hamas yetkilileri Türk Barış Gücüne sıcak

Ocak 13, 2009

Hamas da Türk Önerisine Sıcak
Hamas, Daha Önce Kahire’ye Giden Hamas Heyetinin Hareket Liderlerinin Mısır Girişimiyle İlgili Yaptıkları İtirazlarla Birlikte Dün Tekrar Kahire’ye Döndüğünü Belirtti.

Haber Yayın Tarihi: 13.01.2009 16:57

Resmi büyütmek için tıklayın
Recep Tayyip Erdoğan
» Kimdir? » Haberleri

Filistin haberleri
Katar haberleri
Mısır haberleri
Ordu haberleri
Recep Tayyip Erdoğan haberleri
Suriye haberleri
Yemen haberleri

Filistinli Hamas grubunun sözcülerinden Sami Ebu Zuhri, daha önce Kahire’ye giden Hamas heyetinin hareket liderlerinin Mısır girişimiyle ilgili yaptıkları itirazlarla birlikte dün tekrar Kahire’ye döndüğünü belirtti. Konuyla ilgili olarak basın açıklaması yapan Ebu Zuhri, Mısır girişiminde eksik buldukları ve itiraz ettikleri noktaların başında; saldırılara son verilmesi, kuşatmanın tamamıyla kaldırılması, başta Rafah olmak üzere bütün sınır kapılarının açılmasının geldiğini söyledi.

Ebu Zuhri, Filistinhaber.com sitesinde yer alan açıklamasında Hamas’ın bu noktaları göz önünde bulundurarak Mısır girişimini ele aldığını belirterek şöyle dedi: “Heyetimiz, Gazze’deki vahşetin durması için Hamas’ın bakış açısıyla ilgili bilgileri müzakere etmek üzere bugün tekrar Kahire’ye dönüyor. Heyetin sahip olduğu bakış açısı diğer direniş gruplarıyla vardığı ortak noktalardır. Heyetin beraberinde götürdüğü öneriler; işgal ordusunun saldırılarına son vermesi, kuşatmanın tamamıyla kaldırılması, sınır kapılarının açılması, işgal güçlerinin Gazze’nin etrafından geri çekilmesinden ibarettir. Bu taleplerimize olumlu karşılık verilmesini umuyoruz. Taleplerimizin kabul edilmesi durumunda Mısır’ın girişimi sorunun çözümü için bir başlangıç olabilir.”

Sadece Mısır’ın girişimiyle ilgilenmediklerini de belirten Ebu Zuhri, Türkiye’nin de bu konuda büyük çabaları olduğunu söyledi. Zuhri, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarından Ahmed Davudoğlu’nun bir heyetle birlikte Kahire’de Hamas heyetiyle görüştüğünü, dün de Şam’da Hamas heyetiyle bir görüşme yaptığını aktardı.

“Türkiye’nin ateşkes ile ilgili önerileri, şimdiye kadar yapılmış en yapıcı ve en dengeli önerilerdir.” diyen Hamas sözcüsü, bunun yanında Yemen, Katar ve Suriye’nin de girişimleri olduğunu kaydetti. Avrupa’dan bazı ülkelerin de doğrudan veya dolaylı girişimleri olduğunu ifade eden Zuhri, “Direniş gruplarının talepleri kabul edilirse Mısır’ın girişimi çözüm için bir anahtar görevi görebilir.” diye konuştu. (CİHAN)


gazze den son dakika haberleri-son durum

Ocak 13, 2009

Gazze Şeridi’nde 3. haftasına giren İsrail saldırıları olanca hızıyla sürerken, ölü ve yaralı sayısı da sürekli artıyor.

Filistinli kaynaklara göre, ölü sayısı 900′ü aşarken, yaralıların sayısı da 3 bin 700′ü buldu.

İsrail askerleri, Gazze kentini çevreleme harekatını sürdürürlerken, ordu da bugünkü çatışmalarda 40 militanın öldürüldüğünü ya da yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusunun akşam saatlerinde Gazze kentinin sınır yakınındaki mahallesi Secaiye’de ve bölgenin kuzeyindeki Cebaliye’de evlere açtığı topçu ateşinde 5 Filistinli’nin daha yaşamlarını yitirdikleri öğrenildi.

İsrail ordusunun bugün verdiği rakamla benzer biçimde Filistinli kaynaklar da ölenlerin sayısının 40′a yaklaştığını belirtirlerken, yine ölenlerin çoğunun kadınlar ve çocuk olduğunu kaydettiler.

İsrail hava kuvvetlerine bağlı uçaklar ayrıca, Gazze kentinde Kültür Bakanlığı binasını da vurdular.

Görgü tanıklarına göre bombardımanlar, 3 saatlik ateşkes süresince de durmadı.

İsrail askerlerinin sabah saat 02.00 sularında Gazze kentinin Tel El Hava mahallesinin varoşları sayılabilecek Şeyh Eclin ve kentin kuzeyindeki Sudaniye bölgelerinde Filistinli militanlarla girdiği çatışmalar toplam 14 kişinin ölümüne neden olurken, ordunun daha içlere doğru girme yolundaki niyetlerinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Yine de askerlerin çatışmalar sonrası çekildiği de belirtildi.

Bu bölgede ölenler arasında, Tel El Hava mahallesinde bombardımana uğrayan bir evde, 2 kardeş, 1 bebek ile 1 genç de bulunuyor.

Filistinli sağlık ekiplerinin verdiği bilgiye göre, Halk Direniş Komiteleri’nin askeri kanadı Nasır Selahaddin Tugayları’nın liderlerinden birinin evinin bombalanmasıyla, annesi, 1 oğlu ile hamile eşi de yaşamlarını yitirdiler.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cebaliye ve Beyt Lahya’da da bombardımanlar ve ölümler durmadı. Beyt Lahya’da bir cami yakınında vurulan bir evde, yaşları 12 ila 16 arasında değişen çocuk yaştaki 6 Filistinli öldü.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Abasan ve Kuza’a bölgelerinin yoğun ateş altında kaldığı belirtilirken, Han Yunus’taki Nasır Hastanesi yetkililerinin, yaralılar için uluslararası kuruluşlardan yardım istedikleri belirtiliyor.


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.