israil Yerel seçimleri Livni Kazandı 10 şubat

Şubat 10, 2009

İsrail’de erkenn genel seçimler için oy verme işlemleri sürerkenn, seçimlere katılım oranı yerel saatle 18.00 itibarıyla yüzde 50.3 olarak belirlendi. İlk sonuçlara göre ( öyle bildirilmiştir ) Kadima Partisi az farkla önde gidiyor.

5,3 milyon dolayında kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, seçime katılım oranının böyle devam etmesi halinde yüzde 70-72 düzeyinde olması bekleniyor.

KÜÇÜK ÇAPTA OLAYLAR ÇIKTI

Öte yandan İsrail’in kuzeyinde, nüfusu Filistinli Araplardan oluşan Umm El-Fehm kenntinde seçim gözlemcisi olarak bulunmak isteyen ve bu konudaki talebine Yüksek Seçim Kurulunca onay verilen İsrailli tanınmış aşırı sağ eylemci Baruh Marcel, olay çıkabileceği endişesiyle polis tarafından kennte sokulmadı.
Yazının devamını oku »


14 şubat 2009 ehliyet sınavı soruları sonuçları ve cevap anahtarı

Ocak 19, 2009

21 Şubat Düzen

Ehliyet Sınavı Soruları

_______________________________________________________
14 Şubat 2009 Saat 8,30 Ama Hala ve Hala Eğitek kurumu Soruları yayınlamadı .
CEvaplardan da geçtik Sorular üzerinde çözüm yapılabilinirdi Ama YOK YOK YOK..

Kiminiz bela okuyor kiminiz saçmalayıp gidiyor. Arkadaşlar. bizlerde sizin gibi soruları bekliyoruz ve en güzel şekilde yayınlayacağız.
Bu şekilde Yapmayın Lütfen Rica ederim .

MEB yayınladığı zaman burada da sorularınız bulunacakdır..

Sınava Giren arkadaşlar ise Soruları bizlere Ama doğru Ama yanlış paylaştığı için Teşekkür Ederim .

Yanlış diye değerlendirenler Doğrusunu söylesinler ozaman .!
Çamur at izi kalsın prensibi olmasın Yanlışsa Doğrusunu YAzın Elin tutuyor Ayağın tutuyor.

Sizlerde Aklınızda kalan soruları yazabilirsiniz..

Uzun tuttum kusura bakmayın Hayırlı günler.

__________________________________________________________

14 şubat 2009 ehliyet sınavı soruları sonuçları ve cevap anahtarı;

Öncelikle Herkeze Ehliyet sınavında Başarılar.
14 şubat 2009 sınavına .18.ocak1991 liler B sınıfı ehliyet .
18 ocak.1987 doğumlular e sınıfı için
ve yaşını daha önce doldurmuş olanlar müracat edebilir.

14 şubat 2009 2009 ehliyet sınavı için son başvuru tarihi 19 ocak 2009 mesai bitimidir.
14 şubat 2009 sürücü belgesi sınavı ücretinin yatırılabilmesi için bankaların sistem açılış tarihi 5 ocak 2009 dir.
14 şubat 2009 sürücü kursu sınavı için bankaya sınav ücreti parasını son yatırma tarihi 23 ocak 2009 dir.
Bu tarihe kadar kayıt olamayanlar için bir sonraki ehliyet sınavı tarihi şubat 2009 dır.
14 şubat 2009 ehliyet sınav sonuçları açıklandıktan sonra direksiyon sınavı yapılacaktır.
14 şubat 2009 ehliyet sınavı nın direksiyon sınav tarihi istanbul için 7 ve 8 mart 2009 dur..Bu tarihten sonra yine iki haftada bir ek direksiyon sınavları vardır..Kurslarınızla irtibata geçersiniz.
14 şubat ehliyet sonuçları açıklanma tarihi 2 mart 2009 dur.

Sorular Ve Cevaplar Sınav Tarihinde Açıklanacakdır.

Düzen 17 Şubat:

Soruları yayın yapacak olan MEB in sitesi Hala ve hala Yoğunlukdan olduğunu zannediyorum yahut soruları hazırlayamadıklarından ötürü Yayınlamamışlardır.

Yayınlandığı zaman sizlere bildirilicekdir.


Her zamanki gibi bu gecede saat gene üç oldu

Ocak 19, 2009

Her zamanki gibi bu gecede saat gene üç oldu. Duymak istediğim bazı sesleri kulağımda işitir gibi oluyorum. belki eskiden kalma alışkanlıklar belkide bu sesleri kulaklarımdan hiç dinmeyecek hiç eksilmeyecek şekilde tınlamasını istiyorum, birisinin bana “-Hadi yat artık” demesini.
belkide bir hoş ezgi bekliyorum hiç duyulmamış hiç kimse tarafından beyenilmemiş benim dinlediğim ve beenim favori ezgim olan parçayı, kulaklarımın pasının silinircesine kadar sesini açmak istiyorum. ama bu saate kadar bunları düşünmekden ve hayal etmekden başka hiçbir şey yapamadım. Sadece bu gün değil bugune kadar sürekli bunu düşünebilmem belkide beni bundan uyutmuyor.

diğerleri gibi sigaramın dumanını sadece doğaya fışkırrmak amaçlı hayallerim, metropollerde kimine göre büyük kimine göre kasaba olan şehirlerimizde, adı vatan olan bu Aziz Yurdumda hiç olmayacak gibime geliyor. ve saat üç’ü bir kaç dakka geçsede hiç bitmek bilmeyen bazı zaman usandıran bazı zamanda bıkkınlık verip sadece bilgisayarın başında güzel zaman geçirmeyi benden bıktıramayacak. umarım bu söylediklerim sizleride bıktırmayacakdır. Olanlar bitenler geçmişde kalanların hepsi siz onları teker teker düşünüp eskisi gibi olsun demeniz, sizin onları geriye getirmenizi sağlamayacakdır.

saat üç’ü 5 geçsede benim şu zamana kadar düşündüklerim hiçbirisini geriye getirmedi. Geriye gelen sadece biraz hüzün birazda nemli gözler oldu. Bununda bize hiçbir faydası yok. Azim oldukdan sonra insanımızda bıkkınlık hissiyatını yendikden sonra olmayacağını bildikleri halde olacak gibi düşünmelerimiz dediğim gibi göz yaşı ve moral bozukluğundan başka zamanla güzel duygular ve olgunluk kazandıracakdır saat üç’ü beş geçiyor .. Sıcak yataklarında mışıl mışıl uyuyanlar gibi artık uykuya dalma vakti. Ne kadar mışıldamasakda…

Murat Aydemir


Bir Söz Diyemiyorum

Ocak 19, 2009

Götürdün beni senin sandığın yüksek meşakatli ovalarına,
Gitmem gerek, sana diyemiyorum
Yalın ayak, azıksız biz varamayız sularına
beni götürme, beni alma buradan söyliyemiyorum..

Sessiz sedasız nasıl aldın beni yanına ?
Yolda sana bunu diyemiyorum
Yüreksiz sandın, Yedeğini alma yanına
Benim yürek yerinde sana bunu söyliyemiyorum

Sevildin yolda canan oldun, Aşk oldun yar oldun
ama dile gelmiyor işte söyliyemiyorum
bir değil, bin kere dilime alır oldum
sana hayatımın insanı olurmusun? Diyemiyorum.. Diyemiyorum..

Farzedelim bir masal gibi yaşadık senle geçen anı
fazla üstelemedik mi çizginin uzamasını
çizgiler, sınırlar bunları bilmiyorum
Ey can sana birtürlü söyliyemiyorum

ne kadar uzakdan da yürüsek yola, salına salına
Neden uzakda hissetmedim bilmiyorum
imreniyorum mutluluk göz yaşlarını, gülücük nidalarını
göz yaşlarım kan oldu, söyliyemiyorum

Akıyor gönlüme, damlıyor, dağlıyor
Bir yol uğruna nice kalpler kanıyor
bizim yol YALAN, sonucuna bir türlü varılamıyor
şevkat ağaç kurdu gönlüme, Göz yaşımla suluyorum
yol başından beri söyliyemiyorum, Bir söz diyemiyorum.

Murat Aydemir.


mor menekşe ve hacer

Ocak 18, 2009

kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi. Gölgeyi seven menekşelerdendi Oysaki öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhyaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi. Her bitki güneşi severken onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu. Hande küçücük ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti. İşte belkide menekşeler bu yüzden bukadar güzeldi. Herkesten farklı olursan bu hayatta farklı olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı. İlk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği hacer le oturmak istiyorum öğretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dagınık. biraz anlama problemleri olan problemli bir ailenin kızıydı. Hande ise mühendis kemal beyin biricik kızı. Öğretmen pek oturtmak istemedi önce Hacerin yanına Handeyi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen handenin annesini çağırdı. Eve geldiklerinde annesi Handeye sordu:

-Neden yavrum hacer in yanına oturmak istiyorsun?

Hande cevap verdi:

-Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, ogün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin. Oysa her bitki güneşi sever menekşeler farklı, belkide bu yüzden bukadar güzeller. Hacerin yanına kimse oturmak istemiyor. ben farklı olmak istiyorum. belki Hacerde farklıdır onu farketmek istiyorum, dedi.

Annesinin ağzı açık kalmıştı, ilkokul 4. sınıf kızının olgunluğuna hayran kalarak.

-Peki kızım kimin yanına istersen oturabilirsin dedi.

Pazartesi Hande Hacerin yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi hem Hacer. Bir birleriyle hiç konuşmuyorlardı diğer kızlarda soğumuştu Handeden. Nasıl Hacer gibi dağınık birşeyi iki kere söyleyince anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti. En çok alınan Doktor Cemal beyin kızı Esin di. Anne ve babaları her hafta görüşüyorlar, Esin ve Hande beraber oynuyorlardı. Nasık olurda kendisinin yerine Haceri seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esinin, Hande ile hiç konuşmuyordu. Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştier. Hande yine Esinin somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu. İçin içinde Hacere kızmaya başlamıştı arkadaşlarıyla arasını bozmuştu. Neden sanki bukadar dağınıktı, neden bir şeyi iki kerede anlıyordu, yoksa aptalmıydı? Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu, Hacerin kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücüyle inandı panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu. Hande ile hiç konuşmuyordu. Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz artmaya başlamıştı. Kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok severdi. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresindeki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi. Eve doğru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi. Handeye gülümsüyordu.

-Hoşgeldin Hande buyurmazmısın dedi.

Biraz ürkek şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı, odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi hande sadece

-Bu soğukta

Hacer gülümsedi

-Onlar annem için, annem onları çok sever.

Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande. Annen hastamı? dedi.

-evet iki sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, birtek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere pek çalışamıyorum, dedi Hacer utanarak. Birde bizim köyden şehre araç yok, bu yolu hergün yürüyorum o yüzdende çok yorgun okula geliyorum ve dersleri anlamakta güçlük çekiyorum. Handenin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacerin yaptığı ssıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacerin hikayesini ağlayarak. Bir şeyler yapalım anne dedi. O hafta Hande ve annesi, Hacerlere gidip annesiyle birlikte onları kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handelerden okula gidip geliyordu. Ne dağınıktı, nede aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hande ve Hacer bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Handeye Haceri armağan etmişti. Hacere ise hem Handeyi hem hayatı. Seneler sonra ikiside evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Handeden vicdanın nekadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir öğretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri de sevmeyi öğretiyor. Bir kızı var, adı Hacer Menekşe. hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande.

LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI KOYMAYIN. HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR. SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.